(2004 S. K. m. 96, 97/A) (4721 S. K. m. 202, 218, 219, 220, 225, 246)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (üçüncü kişi), Karaman 4. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1389 sayılı Takip dosyasında yapılan 15.09.2011 günlü hacze konu menkullerin kendisine ait faturalı eşyalar olduğunu, evlenmeden önce biriktirdiği parası ile aldığını, eşi olan borçlu ile aralarında mal ayrılığı sözleşmesinin bulunduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, alacaklının borçludan boşandığını, kararın 22.02.2011'de kesinleştiğini, borçlunun 08.03.2011'de davacı ile evlendiğini, bu sırada mal ayrılığı sözleşmesi imzalamadıklarını, boşanma hükmünün ferileri yönünden temyiz aşamasında bulunduğu sırada alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak sonradan hazırlandığını, üçüncü kişinin mahcuzları alım gücünün ve gelirinin de olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: "davacı ve borçlu arasında yapılan mal ayrılığı sözleşmesine ve evlenme tarihlerine göre mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunun belirlendiği, tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığı" gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı "istihkak" davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, borçlunun üçüncü kişi ile birlikte oturduğu konutunda yapılmıştır. İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır.
İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişi, 08.03.2011'de evlendiğine dair nüfus kaydı, mal ayrılığı sözleşmesi, fatura gibi delillere dayanmaktadır.
Somut olayda takip adresinde yapılan 18.04.2011 tarihli ilk hacizde bir TV (dava konusu mahcuzlarla ilgisi bulunmayan) dışında haczi kabil malın bulunmadığı tespit edilmiştir. Aynı yerde yapılan 15.09.2011 tarihli dava konusu haciz sırasında ise ilk hacizden sonra alınmış eşyalar görülerek haczedilmiştir.
Öte yandan taraflar 2002 yılından sonra evlenmişlerdir. Buna göre eşler arasında TMK'nun 202/1. Maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asildir. Aynı Kanun'un, 218. maddesi gereğince bu rejim edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Edinilmiş malların tanımı aynı Kanun'un 219. maddesinde yapılmıştır. Buna göre her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri edinilmiş mal olarak nitelendirilmelidir. Kişisel mallar ise 220. Maddede açıkça sayılmış olup; (1) eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, (2) mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, (3) manevi tazminat alacakları, (4) kişisel mallar yerine geçen değerler kişisel mallardır. TMK'nun 225. maddesine göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Anılan yasal düzenlemeler ışığında, öncelikle mal ayrılığı rejimi kabul edilmeden önce alınan mahcuzların edinilmiş mal niteliğinde olup olmadığını tayin edip sonucuna göre de eşlerden birisinin alacaklısının, boşanma ya da ölüm hali gerçekleşip tasfiye yapılmadan bunları haczettirip haczettirmeyeceği konularını değerlendirmek gerekecektir.
Diğer yandan dava konusu TV'nin mal ayrılığı sözleşmesinin imzalanmasından sonra üçüncü kişi tarafından alındığı iddia edilmektedir.
TMK'nun 246. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, mal ayrılığı rejiminin kabul edilmesi ile birlikte eşlerden her biri kendi borçlarından bütün mal varlığı ile sorumlu olacaktır. Buna göre dava konusu TV'nin haczedilebilmesi için borçlu tarafından satın alındığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. Davalı alacaklı, üçüncü kişinin alım gücünün bulunmadığını, bunun borçlu tarafından satın alındığını savunmaktadır, ancak Mahkemece bu yönde hiçbir araştırma yapılmadığı gibi, fatura bedelinin kimin tarafından ödendiği konusu üzerinde de durulmamıştır.
Buna göre yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç: Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 29.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
KARAMAN
İCRA HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2011/224 Esas
KARAR NO: 2011/226
Dava: İstihkak
Karar Tarihi: 18/11/2011
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
Davacının dilekçesi üzerine mahkememizde yapılan açık yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; Karaman 4. İcra Müdürlüğünün 2011/1389 Esas sayılı takip dosyasında eşi bulunan S.. M.'nin borcundan dolayı kendisinin evlenmeden önce biriktirmiş olduğu parasıyla almış olduğu ve kendisine ait eşyanın haczolunduğunu, eşiyle arasında mal ayrılığı sözleşmesi bulunduğunu, bu nedenlerle anılan eşya üzerinde istihkak iddiası ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davada taraf teşkili sağlanmış, davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istihkak iddia ettiği eşyanın borçlu bulunan davacının eşi S. M.’ye ait olduğu iddiasıyla davanın reddini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ekinde davacının sunmuş olduğu 27/06/2011 tarihli mal ayrılığı sözleşmesinden davacının borçlu bulunan eşi S. M. ile yapmış olduğu mal ayrılığı sözleşmesinde her eşin kendi borcundan dolayı kendi malvarlığıyla sorumlu olduğunu kararlaştırdıkları, davacının dosyaya haczolunan eşyanın kendisine ait olduğuna dair faturalar ibraz ettiği, davacının eşi bulunan S. M. ile 08/03/2011 tarihinde evlendikleri, davacının istihkak iddia ettiği eşyaya eşinin boşandığı eşi olan E. E.’nin Aile Mahkemesi kararına istinaden yargılama gideri, vekalet ücreti ve tazminatlar için yaptığı takip neticesinde haciz konulduğu görülmüştür.
Dava, 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; takibe konu dosyada haczolunan ve davacının istihkak iddia ettiği eşyanın davacının dosyaya sunduğu faturalar, eşiyle yapmış olduğu mal ayrılığı sözleşmesi, evlenme tarihleri dikkate alındığında davacıya ait olduğu kanaati mahkememizde hasıl olmakla davanın kabulü ile anılan eşya üzerindeki haczin kaldırılmasına, yasal koşullan oluşmadığından davacı tarafın davalıdan talep ettiği tazminatın reddine dair aşağıdaki hükmün kurulması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yakanda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Karaman 4. İcra Müdürlüğünün 2011/1389 Esas sayılı dosyasında 15/09/2011 tarihindeki hacizde davacıya ait olduğu kanaatine varılan eşyaya konulan haczin kaldırılmasına,
Yasal koşulları oluşmadığından davacının davalıdan tazminat talebinin reddine,
2-Karar ve ilam harcı olan 18,40 TL'nin peşin alınan 112,90 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 94,50 TL'nin davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan 12,00 TL posta masrafı ile 27,00 TL ilk başvuru masrafı olmak üzere toplam 39,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacının ve davalı vekilinin yüzüne karşı, tefhimden itibaren 10 gün içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.11.2011 (¤¤)