(6762 S. K. m. 1278, 1301) (818 S. K. m. 463, 481)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın, sigortalı tarafından davalı şirkete ait cafenin valesi olan davalı Y. K.'e park edilmek üzere teslim edildiğini, aracın davalı Y. K.'in kullanımında iken kaza yaptığını, aracın pert total olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına 39.250 TL ödendiğini bildirerek TTK.'nun 1301 maddesi gereğince 39.250 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kumbaracıbaşı Turizm Tic.A.Ş. vekili, diğer davalı Y. K.'in müvekkiline ait işyerinde çalışmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur..
Davalı Y. K. vekili, sigortalı aracın müvekkiline rızaen verildiğini, kasıt dışındaki hata ve kusurdan dolayı araçta meydana gelecek zararların rücu edilemeyeceğini bildirmiştir.
Mahkemece, sigortalı aracın davalı Y. K. tarafından, sigorta ettirenin muvafakatı ile kullanıldığı, bu nedenle davacının rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK'nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı sigortacı, sigorta bedelini sigortalısına ödedikten sonra TTK'nin 1301 ve 1472.maddesindeki yasal halefiyet hükümleri uyarınca, sigorta ettirenin yerine geçmek suretiyle eldeki davayı açmıştır.
Somut olayda, davacı Ray Sigortaya kaskolu aracın sürücüsünün davalı Kumbaracıbaşı Turizm Tic. AŞ'nin işletmesinde olan diğer davalı Y. K.'in (Brasseirei Leaca-Cafe'in valesi) çalıştığı Abdi İpekçi caddesinde faaliyet gösteren Cafeye gittiği, aracın park edilmek üzere teslim alındığı, Cafe-nin müşterilerine park hizmeti verildiği olguları mahkemenin de kabulündedir. Davalı Y. Y.'ın ve araç sürücüsünün (sigortalı) emniyet sorgulaması sırasında verdiği ifadelerinde, aracın kart karşılığı saat 15.30'da Vale'ye teslim edildiği, aracın parka götürüldüğü, kazanın ve hasarın bundan sonra Kadırgalar caddesinde saat 20.10'da meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı sigortacının sigortalısı aracını park edilmek üzere davalı kafenin valesine teslim etmekle, sigortalı ile davalılar arasında BK'nin 463 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan vedia (saklama) sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olup, davalıların sorumluluğu, BK'nin 481.maddesi kapsamında ardiyecinin saklama borcunu kötü ifa etmiş olmasından kaynaklandığının kabulü gerekir.
Her ne kadar mahkemece, davalı Y. K. aracı sigorta ettirenin muvafakati ile kullanıldığından davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosyadaki bilgi ve belgelere uygun değildir.
T.T.K 1278.maddesinde, "Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir" hükmünü öngörmektedir. Bu maddenin olayımıza uygulanması mümkün değildir. Zira, yukarıda açıklanan somut olaydan da anlaşıldığı gibi, sigortalı, aracını park edilmesi için valeye teslim edilmiş olmakla zilyetlik davalı tarafa geçmiştir. Davalı taraf teslim aldığı aracı aldığı gibi teslim etmesi gerekir. Somut olayda, davalı sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcunu aykırı davranmak suretiyle araçta zararın oluşmasına sebebiyet vermiştir.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre, aracın rıza ile teslim edildiğinden söz edilerek kasko sigortacısının sigortalısına ödediği hasar bedelini rücu edemeyeceği yönündeki kabule katılmak mümkün değildir.
O halde mahkemece dosya arasında bulunan bilgi ve belgeler, dava konusu araç hasarı ile ilgili raporlar ve sair deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08.10.2012 gününde Üye E.S.Baydar'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Olay tarihinde sigorta ettiren adına hareket eden ve davalı Kumbaracıbaşı Turizm Ticaret AŞ'nin işlettiği Cafe'e saat 15.30'da gelen dava dışı G. Ş.'ın, davacıya kasko sigortalı 34 GLH 72 plakalı aracını otoparka çekmek üzere iş yeri valesi davalı Y. K.'e teslim ettiği, aracın vale tarafından otoparka çekildiği, akşam saat 20.00 sularında cafeden çıkan G. Ş.'ın aracını geri istemesi üzerine davalı Y. K. tarafından aracın teslim edilmek üzere otoparktan getirildiği sırada davaya konu kazanın gerçekleştiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Araçtaki hasar bedelini sigortalısına ödeyen davacı TTK 1301.maddesi gereğince hasara neden olan davalılar cafe işletmesi ve valeden zararın rücuen tahsilini talep etmiş,
Mahkemece "davalı Yunis'in aracı sigorta ettirenin muvafakatı ile kullandığı esnada kazanın meydana geldiği, vale ve cafe işletmesinin 3.kişi sayılamayacakları" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,
Davacının vaki temyizi üzerine karar sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Açıklanan oluşa göre sigortalanan araç davalı Vale Y. K.'e otoparka çekilmek ve istendiğinde geri iade edilmek üzere vedia (BK 463) sözleşmesi ile dava dışı G. tarafından teslim edilmiştir.
Dava dışı sigortalının, aracı kendi rıza ve muvafakatı ile verdiğinde kuşku ve duraksamaya yer yoktur. Aksi iddia ve ispat edilmediğine göre somut olayda vedia sözleşmesinin sigortalının rıza ve muvafakatı ile yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle de davalı, aşağıda değinilen mülga TTK 1278.maddesi anlamında "sigortalının fiillerinden sorumlu bulunduğu" kişi durumundadır.
Mülga TTK.nun "Sigorta Ettiren İle Sigortadan Faydalanan Kimsenin Kusuru" başlıklı 1278.maddesi aynen" mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat hiç bir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz" hükmünü taşımaktadır.
Somut olay bakımından değerlendirildiğinden bu hüküm sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından kaynaklanmamış olması şartıyla sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan veya eylemlerinden bu ikisinin hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan hasarlarında sigortacı tarafından tazmin edileceğini öngörmekte, ancak tarafların bunun tersini öngören sözleşme yapabileceklerini belirtmektedir. Dava dışı sigortalı ile davacı şirket arasındaki sözleşmede tersine bir hüküm bulunmadığı çekişmesizdir.
Öte yandan "Kara Taşıtları Kasko Sigortalı Genel Şartları"nın" Teminat Dışında Kalan Zararlar" başlıklı A.5.-6 maddesi de sadece sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından taşıta kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararları teminat dışında tutmuş, teminat dışında kalma olgusunu bu hallerle sınırlamıştır.
Yukarıda açıklanan oluşa göre dava dışı sigortalının vedia sözleşmesi ile otoparka çekilip daha sonra istendiğinde geri iade edilmek üzere davalıya verdiği aracın, sözleşme sınırları içinde otoparktan, dava dışı sigortalıya teslim edilmek üzere getirilmesi sırasında kazaya uğrayarak hasar görmesi ile sonuçlanan süreçte dava dışı sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu davalının TTK.1278.maddesi anlamında kasti davranışından söz edilmesine hukuken imkan yoktur ve esasen böyle bir iddia davacı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Yine "Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6.maddesi" belirtilen ve zararın teminat dışında kalmasını gerektiren hallerinde somut olayda söz konusu olmadığı açıktır.
Kasko Sigortasında sigorta ettirenin oluru ile aracı kullanan ve hasarına sebebiyet veren davalının eylemini, sigorta ettirenin dışında mütala etmek ve davalıyı 3. Kişi olarak kabul etmek olanağı yoktur.
Bu halde, davacı sigortacının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatın davalılara rücu etmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. (HGK'nin 09.04.2008 gün ve 2008/17-299 Esas 302 Karar sayılı, Y.11. HD'nin 10.05.2001 gün ve 1960-4102 sayılı, Y.11.HD'nin 03.06.2002 gün ve 1918-5615 sayılı, Y.11 H.D'nin 06.04.2006 gün ve 2005/3678-3619 sayılı, Y.11 H.D'nin 30.11.2006 gün ve 12444-12592 sayılı kararları)
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy