(6762 S. K. m. 1269, 1270) (4721 S. K. m. 879)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete sigortalı iken meydana gelen kaza sebebiyle hasar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinden sonra hasarın ödenmesi için müvekkilinin davalıya başvurduğunu, müvekkili tarafından aracın tamirinin yaptırıldığını, yapılan tamirata dair malzeme ve işçilik bedelleri toplamının 35.187,44.-TL olduğunu bu sebeplerle araçta meydana gelen 35.187,44.-TL hasara dair zararın davalı sigorta şirketinden sigorta limitleriyle sınırlı olmak üzere olay tarihi olan 1.6.2010 tarihinden itibaren ticari faizleriyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, aracın rehinli olması sebebiyle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, araçta oluşan hasarın aracın teknik arızası sebebiyle meydana geldiğini, teminat kapsamında olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 18.897,19 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş: hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6762 Sayılı T.T.K.'nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı Kanunun 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan Yapı Kredi Bankası Manavgat Şubesi'nin cevabi yazısında, rehin konusu alacağın devam ettiği, bakiye alacak, talep ve fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla açılan davaya muvafakat ettikleri belirtilmiştir. Şarta bağlı muvafakatin geçerli olduğu kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan Yapı Kredi Bankası'nın açık ve şartsız muvafakati olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine 30.09.2013 tarihinde Üye E. S. Baydar'ın karşı oyu ve oyçokluğu ile, karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davacının sigorta ettireni, davalı Yapı Kredi Sigorta AŞ'nin de kasko sigortacısı olduğu 07 L 8464 plakalı aracın hasara uğraması sebebiyle 35.187.44 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açılmış. Davalı davanın reddini savunmuş.
Yargılama sonucunda mahkemece "davanın kısmen kabulüyle 18.897,19 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline...." karar verilmiş.
Kararın yasal sürede davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "... dain ve mürtehin sıfatı bulunan Yapı Kredi Bankası A.Ş. Manavgat Şubesi'nin davaya muvafakati kayıtsız ve şartsız olmadığından, muvafakatin geçersizliği sebebiyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken..." gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.
4721 Sayılı T.M.K.nın Taşınır Rehni Başlıklı 940/2 maddesi "Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabileceği, rehin kurulmasına dair diğer hususların tüzükle belirleneceği".
Yine aynı Kanunun taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı Üzerindeki Hak Başlıklı 879. maddesi "Muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebileceği..",
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 Sayılı T.T.K. 1269. maddesi "Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte parayla ölçülebilecek bir menfaati olan malikin, malikin adi veya rehin alacaklısının, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimselerin malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcilerinin bu menfaati sigorta ettirebilecekleri".
6762 Sayılı Mülga T.T.K.nın 1270. maddesinde "Bir kimsenin diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akdedebileceği, şu kadar ki o kimsenin nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile selahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olacağı..",
Temyiz inceleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı T.T.K. 1456. maddesi de "1- Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfaat sigortalandığı takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği, 2- Sigortacıya mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı.." hükmünü taşımaktadır.
Gerek Yüksek 11. Hukuk Dairesi'nin ve gerekse Dairemizin kararlarında rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi veya rehin alacağının ödenmemesi hali dava ön şartı olarak değerlendirilerek bu halde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmekte ise de tarafımızca bu görüşe itibar edilmemektedir.
Zira 4721 Sayılı T.M.K. 940/2 maddesine dayanılarak tesis edilen ve sicile kaydedilen menkul rehninde kıyasen uygulanması gereken T.M.K.879. maddesi ve temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6102 Sayılı T.T.K. 1456/1, 2 maddesinde de açıkça öngörüldüğü üzere rehin alacaklısının muvafakatinin bulunmaması sadece sigorta tazminatının sigorta ettirene ödenmesine engel teşkil etmektedir. Sigorta ilişkisinin tarafı bulunan, sigortalı aracı hasarlanan davacının Kasko Poliçesi Genel Şartları kapsamında aracındaki hasar bedelini talep etmesinde, sadece ödemeye dair anılan yasa hükümlerinin dava önşartı olarak değerlendirilmesi, davacının da, rehin alacaklısının da hakkına kavuşmasını engelleyici davalı sigorta şirketini haksız zenginleştirici bir sonuç doğurduğu gibi anılan yasa hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda, dava dışı Yapı Kredi Bankası A.Ş. Manavgat Şubesi'nin rehin alacağı sebebiyle davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın ise sigortalıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeye ve T.M.K. 879 ve 6102 Sayılı T.T.K. 1456/1, 2 maddesi gereğince hüküm fıkrasına "davalı sigorta şirketinin hükmolunan bedeli davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın sigortalıya ödenmesi" ibaresinin eklenmesi suretiyle yerel mahkeme kararının düzeltilerek ONANMASINA karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle BOZULMASINA dair sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy