(1086 S. K. m. 433)
Davacı vekili, davalı taraf aracının müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, davalı sürücünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, aracın müvekkilinin kasko sigortası şirketi tarafından tamir ettirildiğini, ancak araçta değer kaybı meydana geldiğini, ayrıca müvekkilinin tamir süresince servis işini yerine getirememesi nedeniyle kazanç kaybının bulunduğunu belirterek 10.000 TL değer kaybı, 4.000 TL kazanç kaybı zararının olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı .... vekili, kusuru kabul etmediğini, araçta değer kaybı olmadığını, aracın tamir süresinin hayatın olağan akışına uymadığını, kazanç kaybı talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL değer kaybı, 2.000 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 7.000 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı .... vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı .... vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 6.09.2011 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesini 7.09.2011 tarihinde vermiş ise de HUMK'nun 433/2 maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 25.12.2012 tarihinde temyiz harcı yatırılmış ve temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği anlaşılmıştır. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'cada karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı .... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Kaza tespit tutanağında çevreden alınan bilgiye göre davalı sürücü ....'ın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu bu nedenle %100 kusurlu olduğu belirtilmiş, davacı vekili %100 kusura dayanarak işbu davayı açmıştır. Davalı .... vekili, sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğine dair delil olmadığını, davacı tarafın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğunu, davalı sürücünün yeşil ışıkta geçtiğini belirterek delil listesi ibraz etmiş ve tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı vekili tarafından bildirilen tanıklar dinlenmeden kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmış hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksi sabit olana kadar geçerli kaza tutanağı dışında ışık ihlaline ilişkin delil olmadığından davalı ....'ın kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçtiği ve %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davalı .... vekili tarafından bildirilen tanıkların ve tutanak tanıklarının (gerektiğinde) usulüne uygun biçimde dinlenmeleri daha sonra kusur tespitini yapan bilirkişiden tarafların kusur durumunda değişiklik olup olmayacağı hususunda ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde bildirilen tanıklar dinlenmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı .... vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ....'e geri verilmesine 23.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)