(2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280, 283) (YHGK 25.11.1987 T. 1987/15-380 E. 1987/872 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.03.2014 Salı günü davalı M. Ç. geldi. Davacı ve diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı M. Ç. dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı Banka vekili, davalı borçlular M. Ç., SMÇ Sünger ve Malz. Tic. Ltd. Şti. ve F. Ç. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçlu M.'in, dava konusu taşınmazını davalı A.'ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı M. ve Şirket vekili, davalı A. vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı F. ise görev itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve davalı A.'nin iyiniyetli olarak taşınmazı satın aldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
İİK'nin 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi de gerekir.
Somut olayda davacı Banka tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmediği gibi borçlunun malvarlığı hakkında icra takip dosyasında yeterli araştırma da yoktur. Davacı Banka tarafından yapılan takip dayanağı kredi sözleşmesinin tarihine göre aciz belgesinden muaf olmadığı da açıktır. Bu durumda öncelikle davalı borçlunun aciz halinde olup olmadığının araştırılması, aciz halinin mevcut olduğu belirlendiği takdirde ise az yukarıda belirtilen kapsamda iptal koşullarının değerlendirilmesi özellikle davalı 3. kişinin taşınmazda hissedar olduğu ve borçlunun oğlu ile birlikte iş yapıp yapmadığı üzerinde durulması ve bu suretle davalı borçlu M.'in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığının düşünülmesi (İİK. 280/I) yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 18.03.2014 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy