(1086 S. K. m. 43) (2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280, 282)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı şirketler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı borçlu Rivienne Tekstil İmalat Pazarlama İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu şirketin alacağını mal kaçırma amaçlı davalı Global İnternational Ltd. Şti.'ne temlik ettiğini belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketler vekili, aciz vesikasının bulunmadığını ve temlikin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece borçlu şirket ile davalı şirketin müdürlerinin aynı kişi olduğu, şirketler arasında fiili ve organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı şirketler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın önkoşulu, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK m. 277) bulunmasıdır. Bunun yanında alacaklının alacağının iptale istenen tasarruftan önce doğmuş olması da tasarrufun iptali davasının ön koşuludur. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK'nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiş olan üç grup altında sayılan borçlunun iptale tabi tasarruflarının koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan ve maddi hukuk bakımından geçerli olan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır. Başka bir anlatımla İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış tasarrufların alacaklı davacı yönünden hükümsüz kılınması için açılır, geçersiz olan tasarruflara karşı tasarrufun iptali davası açılamaz.
Özellikle İİK'nın 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nın 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Bu nedenlerle mahkemece davanın bu yönde incelenmesi yapılıp kanun maddelerinde düzenlenen iptal şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, borcun doğumu da dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir. İİK'nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK'nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir.
Somut olayda, davacılar birlikte açtıkları bu davada davalı borçlu ve davalı 3. kişi şirketler arasında yapılan alacağın temlikine ilişkin tasarruf işleminin iptalini talep etmişler, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı alacaklılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmamakta olup, ihtiyari dava arkadaşı durumunda bulunan davacıların her birinin davalı borçlu şirketten alacağının bulunduğu ve borçlu aleyhine takibe giriştiği tartışmasız ise de, her bir davacı alacaklının takip dayanağı alacağın konusunun farklı olduğu ve alacağın doğum tarihlerinin de farklılık arzettiği, bu anlamda uyuşmazlığın çözümü için her bir davacı alacaklı yönünden borcun doğumu ve aciz hali gibi yukarıda anlatımı yapılan tasarrufun iptali şartlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, yani her bir davacı yönünden dava konularının aynı sebepten doğmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca HUMK'nın ihtiyari dava arkadaşlığını düzenleyen 43. maddesi, birden fazla kişilerin hangi hallerde birlikte dava açabileceklerini iki ana başlık altında saymış ve şarta bağmıştır. İncelemesi yapılan davada ise söz konusu maddede öngörülen koşulların mevcut olmadığı görülmektedir. Bu bakımdan aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunmayan, tasarrufun iptali davasının kendine özgü bir dava oluşu ve her bir ihtiyari dava arkadaşı davacının alacağı ve takibi yönünden iptal davasının şartlarının irdelenmesinin gerekliliği gözetilmeksizin ve HUMK'nın 43. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınmaksızın davanın yazılı şekilde birlikte yürütülüp sonuçlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece yapılacak iş, birlikte açılan davanın, her bir davacı yönünden ayrılmasına karar verilerek ayrı ayrı yürütülmesi ve yukarıda anlatımı yapılan tasarrufun iptali davası şartlarının değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy