(6762 S. K. m. 1295) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı tarafça müvekkilleri aleyhine Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/7639 Sayılı dosyasında, davalıya kasko sigortalı araca, davacıların malik ve sürücüsü olduğu aracın çarparak hasar verdiğinden bahisle 3.245.00 TL'nın faiziyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilleri aracının aynı zamanda davalıya trafik sigortalı olması ve hasarın teminat kapsamında kalması sebebiyle ödeme emrine itiraz etmediklerini belirterek, takipten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket nezdinde, davacı aracına ait geçerli bir trafik sigorta poliçesi bulunmadığını, ödeme yapılmadığından poliçenin iptal edildiğini ve geçerlilik kazanmadığını, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigorta poliçesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davaya konu trafik sigorta poliçesi 24.1.2009- 24.1.2010 vadeli olarak düzenlenmiş, 339,71-TL primin peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Kaza ise, 13.6.2009 tarihinde meydana gelmiştir. Davalı vekili, sigortalının herhangi bir prim ödemesi yapmadığını, T.T.K.'nın 1295. maddesi uyarınca sorumluluklarının başlamadığını, poliçenin başlangıç tarihinden itibaren iptal edildiğini savunmuş, mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin 2011/1940 Esas- 9344 Karar sayılı kararıyla yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma üzerine yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir, bozmaya uyulmakla gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, davalı sigorta şirketinden delilleri sorulup, ticari defter ve kayıtları üzerinde Sigorta Uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan bozmaya uygun rapor alınarak, prim ödemesi yapılıp yapılmadığı ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun başlayıp başlamadığı araştırılarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy