(2004 S. K. m. 105, 143, 277, 278, 279, 280) (1086 S. K. m. 438) (6100 S. K. Geç. m. 3)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davalı borçlu M. Y. Y.'in aleyhine açılan boşanma davası sonucu hükmedilen tazminat ve nafaka borçlarını ödememek amacıyla adına kayıtlı iki adet taşınmazı 1.2.2010 tarihinde davalı F. Ü.'a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline, taşınmazların borçlu adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu M. Y. Y. vekili, dava konusu taşınmazlar evlilik birliği devam ederken satıldığından Aile Mahkemesinin görevli olduğunu, boşanma ilamının kesinleşmediğini, taşınmazların gerçek bedelle satılıp borçların ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı F. Ü. vekili, aile mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu taşınmazı iyiniyetle ve emlakçı aracılığıyla aldıklarını, davanın öncelikle reddini, kabulü halinde ise müvekkili tarafından ödenen satış bedelinin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı borçludan tahsilini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın davacı ile davalı borçlu arasındaki boşanma davasından önce satıldığı, davacı tarafın satışın muvazaalı ve davalı F.'in kötüniyetli 3.kişi olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenme koşulları arasında iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması ve borçlu hakkında düzenlenmiş kati (İİK 143) veya geçici aciz (İİK 105) belgesinin bulunması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, alacağın gerçek olması gereklidir. Somut olayda takip konusu borç boşanma davası sırasında hükmedilen nafaka alacağına ilişkin olup nafakayı doğuran olay haksız fiilden yani davalı M. Y. Y.'in davacı eşine şiddet uygulamasından kaynaklandığından borcun doğumunun dava konusu tasarruftan önce doğduğunun kabulü gereklidir. Bu nedenle yerel mahkemenin dava konusu taşınmazın davacı ile davalı borçlu arasındaki boşanma davasından önce satıldığı yönündeki red gerekçesi yerinde değildir. Yine mahkemece İİK 278, 279 ve 280.maddelerde yer alan iptal sebepleri yönünden de gerekli ve yeterli araştırma yapılmamıştır. Ancak dosyada mevcut Şanlıurfa 1.İcra Müdürlüğünün 2010/9154 takip dosyası kapsamından borçlu hakkında düzenlenmiş aciz belgesi bulunmadığı anlaşıldığından karar sonucu itibarıyla doğru görüldüğünden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davanın, ön koşul yokluğu(borçlu hakkında düzenlenmiş aciz belgesi bulunmaması) nedeniyle reddi gerektiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına AAÜT'nin 7. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 3.bendindeki 3.858,00 TL ibaresinin çıkarılarak yerine 1.200,00 TL ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy