(2004 S. K. m. 67) (2918 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda: kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait aracın, müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, aracın karıştığı kaza sonucu zarar gören diğer araç için davalının % 80 kusur oranına isabet eden hasar bedelinin ödendiğini, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak kaza yapmış olması sebebiyle rücu hakkının doğduğunu belirterek 6.320 TL. tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı sigorta şirketinin ödememesi gereken tazminatı ödediğini, halefiyet hakkının doğmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre icra takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Bu tür davalarda sigortacı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına dair halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşemeye dair kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Taraflar arasında geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe genel şartlarının B.4.d maddesinde Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları sebebiyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigorta şirketinin sigortalıya rücu edebileceği kabul edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının %80 oranında diğer araç sürücüsünün ise % 20 oranında kusurlu oldukları belirtilmiş yapılan incelemede davalının olay sırasında alkollü olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği belirtilmiştir. Ancak Bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde her iki sürücünün kural ihlalinin etkili olduğu belirlenerek her iki sürücüye de kusur verilmiş olmakla olay kusur olgusuna dayandırılmıştır. Kazanın meydana gelmesinde sürücünün alkollü olmasının etkili olması haliyle kazanın salt sürücünün aldığı alkolün etkisiyle meydana gelmesi hali ayrı hususlardır. Açıklanan sebeplerle kazanın meydana gelmesinde diğer araç sürücüsünün de kusurlu olması nedeniyle, davalının aldığı alkolün kazaya münhasıran etkili olduğu kabul edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı S. M.'ya iadesine 24.09.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy