MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre ve CMK'nın 231/11. maddesinde yer alan düzenlemeye aykırı olarak mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilirken, CMK'nın 232/6. maddesine aykırı olarak uygulama maddesinin gösterilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu husus, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası hükmün 7 nolu bendinin başına "Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna göre TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.03.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.