MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı kararda tartışılmış ve sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonra ve yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak reddedilmiş ise de; talimat mahkemesince savunması alınan sanığın Yargıtay denetimine imkan sağlamayan gerekçelerle takdiri indirimin uygulanmaması,
2- Adli sicil kaydı bulunmayan sanığın, şahsi ve sosyal ekonomik durumu olumlu değerlendirilerek hapis cezası adli para cezasına çevrilmesine karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken bu kez aynı özellikleri olumsuz görülerek CMK’nın 231/6. maddesindeki koşullar yeterince irdelenmeden kanuni olmayan gerekçeyle gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Sanığın, katılanı sürekli telefonla arayarak huzur sükununu bozduğu yönündeki iddia karşısında; sanığa ve katılana ait cep telefonlarının HTS kayıtları getirtilip yerinde incelenmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.