MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve gerekçeli kararın, sanığın vasisi yerine kendisine tebliğ edildiği anlaşıldığından temyiz isteminin süresinde olduğu ve hüküm verildikten sonra ek kararla tekerrür hükümlerinin uygulamadan çıkarılmasının yok hükmünde olduğu saptanıp dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanık vasisinin temyiz dilekçesinde, sanığın cezai ehliyetinin bulunmadığını ve TCK'nın 32/1. maddesi kapsamında bulunduğunu belirtmesi ve buna dair raporları sunması karşısında, suç tarihi itibariyle TCK'nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda CMK’nın 74. maddesine göre gözlem altında tutulup usulünce sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetin, kesin nitelikteki adli para cezasından ibaret olması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanamayacağının düşünülmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ... ve vasisinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy