MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hakaret, tehdit, yaralama
HÜKÜMLER: Beraat, mahkumiyet
KARAR
1) Sanık ... müdafiinin, 21.06.2013 havale tarihli “süre tutum” dilekçesiyle, yerel mahkeme kararını “sanık ... vekili” sıfatı ile temyiz ettikten sonra, 04.07.2013 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde ise bu sefer, sanık ... hakkında tehdit, yaralama ve hakaret suçlarından verilen beraat kararlarının bozulmasını talep etmiş ise de, katılanlar vekili sıfatıyla yapılan temyiz isteminin süresi içerisinde yapılmadığı,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, katılan ... vekilinin, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2) Sanıklar müdafii sıfatıyla yapılan temyize gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Ancak;
1- Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK'nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen tehdit ile aynı Kanunun 125/1-2. maddesinde düzenlenen hakaret suçlarının CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşmaya tabi olması karşısında, anılan maddelerde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun olarak uzlaşma önerisinde bulunulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2- Sanık tarafından katılanlara söylendiği kabul edilen “sizinle ikinci mahkemede görüşeceğiz” biçimindeki sözlerinin içeriği itibariyle tehdit olarak kabul edilemeyeceğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.03.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.