MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, yaralama, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Anayasanın 40/2, CMK’nın 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanığın yüzüne karşı verilen hükümde, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı halde hükümlerin kesinleşeceğinin gösterilmemesi nedeniyle öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1- Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Saray Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/8 esas, 2007/253 sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden uyarlama yargılaması yapıldığı, neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Yerel Mahkemenin sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunmasını esas alarak hüküm kurduğu anlaşıldığından, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
2- Kabule göre de;
Mağdurların ifadeleri, tutanaklar ve dosya içeriğiyle uyumlu Mahkeme kabulüne göre, sanığın, mağdur polis memurları Kamil Öz ve Necmettin Duran'a hakaret eylemlerini, aynı olay ve zaman dilimi içerisinde, aynı suç işleme kararıyla, birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında tek mahkumiyet hükmü kurulup, TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca cezasının artırılması gerektiği gözetilmeden ve TCK'nın 125/3-a maddesinin şikayete bağlı olmamasına rağmen, mağdur Kamil Öz şikayetçi olmadığından düşme kararı verilmek suretiyle iki ayrı hüküm kurulması,
3- Tehdit suçu, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdit içerdiği düşünülen sözlerin olay kapsamında hangi bağlamda kullanıldığının da değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda sanığın emniyetteki işlemler sırasında, tarafına haksızlık yapıldığını düşünerek mağdurlara yönelttiği, “ben sizin ananızı savcılıkta ağlatacağım” şeklindeki sözlerinin, mağdurlar aleyhine adli ve idari yollara başvurulacağı, hukuk sınırları içerisinde hakkın aranacağı anlamına gelmesi nedeni ile tehdit suçunun yasal unsurları oluşmadığı halde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünceye yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy