MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre; somut olayda, sanığın, ihbar üzerine gittikleri olay yerinde emniyet amiri olarak görev yapan ve sanığın GBT sorgusunu yapma talimatı veren müşteki ...'a "or..pu çocuğu, a...na koduğumun çocuğu, sana bunun hesabını soracağım" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu ve katılana tekme attığı, sonrasında Emniyet Müdürlüğüne götürülen sanığın işlemlerinin yapılmasının ardından serbest bırakıldığı, sanığın Emniyetten çıkarken müştekiye hitaben "biz Burhaniye çocuğuyuz bizi herkes tanır sen göreceksin" diyerek tehdit ettiği olayda sanığın Emniyet amirliğinden çıkarken yaptığı ikinci tehdit eyleminin, sanığa yükletilen direnme eyleminin tamamlanmasından sonra işlendiğinin ve ayrı bir suç oluşturacağının kabulüyle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme, tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirdiği, sanık ...'ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmüş olmakla HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte yanılgı olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi delaletiyle 1412 sayılı Kanunun 322. maddesi uyarınca, hükümdeki 53. maddenin uygulanmasına ilişkin kısımda yer alan "b" ibaresinin çıkartılması suretiyle, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.