MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
A) Sanık ...'a yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret, sanık ...'a yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanık ... hakkında hakaret suçunda temel ceza belirlenirken doğrudan TCK'nın 125-3-a maddesi gereğince uygulama yapılması yerine, TCK'nın 125/1. maddesi uyarınca ceza belirlendikten sonra 125/3-a maddesi uygulanmış ise de, esasa etkili olmayacağından bozmayı gerektirmediği,
Sanıkların görevi yaptırmamak için direnme eylemlerini birden fazla görevliye karşı , birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 43/2. ve 265/3. maddelerinin uygulanması gerektiği gözetilmemiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından sanıklar ... ve ...'ın temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B) Sanık ... hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Olay günü sanığın, müşteki polis memurlarına söylediği kabul edilen "...ulan gidin başımızdan" şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
2)Kısmi kabule göre de,
a) Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, CMK'nın 231/6. maddesindeki yasal şartların somut olayda ne suretle bulunmadığı açıklanıp, yasal ölçütlere göre değerlendirme yapılmadan "sanığın adli sicil kaydından suç işlemeye meyilli olduğu ve tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığı" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Temel ceza belirlenirken doğrudan TCK'nın 125-3-a maddesi gereğince uygulama yapılması yerine, TCK'nın 125/1. maddesi uyarınca ceza belirlendikten sonra 125/3-a maddesi uygulanması,
c) Sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemini birden fazla görevliye karşı , birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 43/2 ve 265/3. maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden yargılama yapılırken 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy