MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve CMK'nın 42/1. maddesindeki “süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir” şeklindeki düzenleme uyarınca, temyiz aşamasında ileri sürülen eski hale getirme talebi hakkında karar verme yetkisi kanun yolu denetimi yapan mahkemeye ait olduğundan, yerel mahkemenin eski hale getirme isteğinin reddine ilişkin kararının yok hükmünde olduğu belirlenerek, gerekçeli kararın sanık ...’ın bildirdiğinden farklı bir adrese tebliğ edilmesi nedeniyle eski hale getirme isteği yerinde görüldüğünden ve öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek; sanık ... yönünden ise, kanunda belirtilen şartları taşımaması nedeniyle sanık müdafiinin yerinde görülmeyen eski hale getirme isteğinin reddine karar verilerek, dosya görüşüldü:
1- Sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesini süresi içinde vermediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Diğer hükümlerin temyizinde,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanıkların eylemlerini birden fazla kamu görevlisine karşı gerçekleştirmesi nedeniyle TCK’nın 43/2.maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmemiş ve taş atma şeklindeki eylemleriyle de görevi yaptırmamak için direndikleri kabul edilen olayda TCK’nın 265/4.maddesi uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağı ortadan kalkmış ve yine aynı Kanunun 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmemiş ise de, mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak infaz evresinde re'sen, TCK'nın 53. maddesinin 1 ilâ 3. fıkralarında öngörüldüğü biçimde uygulanması mümkün görüldüğünden, bu hususların bozmayı gerektirmediği,
Anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafilerinin, ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 19.10.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.