MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda sanığın katılana yönelik kullanmış olduğu “terbiyesiz, saygısız” şeklinde, kaba ifade ve ağır eleştiri niteliğindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden,
Sanığın katılana yönelik kullandığı iddia olunan “salak” şeklindeki söz hakaret suçunu oluşturabilirse de anılan bu sözün kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin, tutarlı ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerekir. Bu itibarla, mahkemece dinlenen tanıkların tamamının, “salak” şeklinde bir söz söylendiğini duymadıklarını beyan etmeleri, olaya ilişkin düzenlenen tutanakta imzası bulunan tanıkların aşamalarda alınan beyanları ile tutanak içeriğini kesin olarak doğrulamadıkları, tanık Bahar Kubat'ın olay tarihinde düzenlenen tutanağın şikayetçi tarafından tutulduğunu, bazı kısımların şikayetçinin iddiası olduğunu, kendisinin de tutanağı imzaladığını beyan etmesi karşısında, mahkemece hakaret suçunun sübutuna dair hangi delile neden dayanıldığı açıklanmadan CMK'nın 230/1-b maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
a) Sanığın kendisine belirtilen saatte gelmesine rağmen duruşmaya alınmaması nedeniyle katılan mübaşir ile tartıştığı anlaşıldığından, varsa duruşma listesi getirtilip sanığın ilgili olduğu duruşmanın zamanına uyulup uyulmadığı belirlenerek sanık hakkında TCK'nın 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
a) TCK'nın 50/2. maddesi uyarınca, tercih edilen seçenek hapis cezalarının adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmemesi,
b)Kısa süreli hapis cezasından çevrilip ödenmeyen adli para cezalarının nasıl infaz edileceğinin 5275 sayılı Kanunun 109 ve bu kanunun uygulanmasını öngören 2006/10218 numaralı Tüzüğün 51. maddesinde belirtildiği ve hükmün kesinleşmesinden sonra Cumhuriyet Savcılığının görevi dahilinde değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu gözetilmeden, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp CMUK'nın 326/son maddesine göre kazanılmış haklar gözetilerek sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas mahkemesine gönderilmesine, 04/04/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy