MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın aşamalarda “kendisinin telefon ile aranması sonucu ilgili karakola bilgi almak için gittiğini, görevli polis memuru ...'in "ben seni aramadım, konudan da haberim yok" diyerek cevabı üzerine, kendisiyle ilgilenilmediğini gören sanığın sorularına devam etmesiyle bu kez müştekinin sözle müdahale ettiği ve olayın bu şekilde geliştiği” şeklindeki savunması karşısında, polis memuru ...'in tanık olarak dinlenerek; olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre kasten yaralama suçu yönünden TCK’nın 29, hakaret suçu yönünden ise anılan Kanunun 129. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2- Hakaret suçunda temel cezanın doğrudan TCK'nın 125/3-a maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Kanuna aykırı ve sanık ...'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.