MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-TCK'nın 31/2. maddesinde düzenlenen, “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur...” şeklindeki hükme göre, 12-15 yaş gurubunda bulunan suça sürüklenen çocukların ceza sorumluluklarının varlığının tespiti açısından alınan adli raporda, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamama hali ile davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması durumunun, seçenek olarak değerlendirilip ayrı ayrı gözetilmesinin gerektiği, yine Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/3. maddesinde düzenlenen, “Fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını takdir yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi, çocuğun içinde bulunduğu aile ortamı, sosyal çevre koşulları, gördüğü eğitim, fiziksel ve ruhsal gelişimi hakkında bir rapor düzenler. Hâkim, bu yaş grubuna giren çocuğun kusur yeteneğinin olup olmadığını takdir ederken, görevlendirdiği bilirkişinin hazırlamış bulunduğu raporda yer verilen gözlem, tespit ve değerlendirmeleri gözönünde bulundurur.” şeklindeki hükme göre de, sosyal inceleme raporu ve ceza sorumluluğunun tespiti için alınan adli raporun, ceza yargılamasında bilirkişi raporu niteliğinde olması sebebiyle, çocuğun ceza sorumluluğun var olup olmadığına nihai olarak karar verme yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, soruşturma aşamasında .... Devlet Hastanesi'nden alınan adli raporda, suça sürüklenen çocuğun davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmediğinin ifade edilmesi ve yargılama aşamasında alınan sosyal inceleme raporunda da, suç kavramını yeterince idrak edemediğinin belirtilmesi karşısında,
TCK'nın 31/2. maddesine göre, suça sürüklenen çocuğun cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığı tartışılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 15-18 yaş grubunun cezai sorumluluğunu düzenleyen TCK'nın 31/3. maddesinden uygulama yapılması,
2-Kabule göre de;
a-Ceza uygulaması sırasında, TCK'nın 61/5. maddesinde belirtilen sıraya uyulmaması,
b-Sabıkası bulunmayan suça sürüklenen çocuğa yükletilen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda maddi bir zararın bulunmaması karşısında, suça sürüklenen çocuğun, CMK'nın 231/6-b maddesine göre, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları” dolayısıyla tekrar suç işleyip işlemeyeceğine yönelik değerlendirme yapılmadan, yerinde olmayan gerekçeyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy