MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, katılanın sınırlı bir çevre ile paylaştığı bilgilerini ele geçirerek çeşitli sitelerde yayma eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde öngörülen “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunu oluşturup, oluşturmayacağı değerlendirilmeden, TCK'nın 123. maddesi gereğince hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a- Israrın, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olduğu bu sebeple TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
b- Savunması alınmadan önce sanığa, CMK'nın 196/2. maddesi gereğince ifadesini esas mahkemesinde vermek isteyip istemediğinin sorulmaması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy