MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın, görevi yaptırmamak için direnme eylemini, birden fazla görevliye karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiil ile gerçekleştirmesi karşısında, TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmemiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından; TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de, infaz aşamasında resen dikkate alınabileceğinden, bu hususların bozmayı gerektirmediği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
a) Sanık hakkında bozma öncesi verilen 2006/36 Esas, 2007/45 Karar sayılı hükmün lehe temyiz edildiği ve bu hükümde sanığın 7 ay 15 gün'lük hapis cezasının 4.500 TL adli para cezasına çevrildiği gözetilmeden, incelemeye konu hükümde önceki kararla ilgili aleyhe bozma yasağına aykırı olarak, hapis cezası adli para cezasına çevrilmeden karar verilmesi,
b) 6352 sayılı Kanun'un 100. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesinin "Devlete ait yargılama giderlerinin 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir." hükmü karşısında, 20 TL'den az olan 8,00 TL yargılama giderinin Hazine üzerine bırakılması yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu husus, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası “CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca aleyhe bozma yasağı gözetilerek verilen sonuç cezanın 4.500 TL adli para cezası olarak belirlenmesi”ve hüküm fıkrasının yargılama gideri ile ilgili kısmının çıkartılıp yerine “5271 sayılı CMK'nın 324/4. fıkrasına 6352 sayılı yasanın 100. maddesince eklenen ek cümle gereğince terkin sınırı altında kalan yargılama giderinin Devlet Hazinesine yüklenmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.