MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuklara yükletilen TCK'nın 119/1-c maddesindeki birden fazla kişi ile birlikte konut dokunulmazlığının ihlali eyleminin suç tarihine göre, uzlaşma kapsamında bulunmadığı, ancak 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesi uyarınca, "Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasının gerektiren suçların" uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması ve suça sürüklenen çocuklara yükletilen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun, 5918 sayılı Kanunun 8. maddesiyle CMK'nın 253/3. maddesine eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 09/07/2009 tarihinden önce işlenmesi karşısında, konut dokunulmazlığının ihlali suçunda suça sürüklenen çocuklar yararına olan uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Olay: 29/06/2008 tarihinde konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işleyen suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında açılan kamu davasında, yapılan yargılamada, Kozan Asliye Ceza Mahkemesi 19/03/2013 gün 2012/135 esas ve 2013/393 sayılı kararıyla;
1) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında müştekiler ..., ..., Tuğba Dağlı ve ...'a karşı işlediği konut dokunulmazlığı ihlal suçundan TCK 116/son 119/1-c, 31/3, 62 maddeleri gereğince (4 kez) 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
2) Suça süreklenen çocuk ...'un müştekiler ..., ve ...'a karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal suçundan TCK 116/son, 119/1-c, 31/3, 62 maddeleri gereğince (4 kez) 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve suça sürüklenen çocuğa verilen ceza kısa süreli hapis cezası olması nedeniyle TCK 50/1-a maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 TL den paraya çevrilerek 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın 20 eşit taksitte TCK 52/4 maddesi gereğince taksite bağlanmasına, karar vermiştir.
Bu karar suça sürüklenen çocuk ... müdafii ve suça sürüklenen çocuk ... müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02/07/2014 gün ve 2013/169072 sayılı tebliğname ile hükümlerin ONANMASINI mütaala etmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 25/09/2018 tarih 2016/11898 Esas ve 2018/11656 sayılı Kararı ile hükümlerin uzlaşma kapsamında kaldığı gerekçesiyle oy çokluğuyla BOZULMASINA karar vermiştir.
Yüksek dairenin bozma düşüncesine katılmıyorum.
Nedenler: Suça sürüklenen çocukların konut dokunulmazlığını bozma suçları nedeniyle TCK 116/son, 119/1-c maddelerine aykırı davrandıkları ve bu maddeler ile cezalandırıldıkları, bu haliyle konut dokunulmazlığı suçunun nitelikli hali nedeniyle ve cezanın üst sınırının 3 yıl hapis cezasını aştığı için suça sürüklenen çocuklar açısından uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı kanaatindeyim.
Uzlaşma Kurumu 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 73 ve 5271 sayılı CMK'nun 253, 254 maddelerinde düzenlenmiş, 06/12/2006 tarihli 5560 sayılı Yasa ile 5237 sayılı Yasa'nın 73 ve 5271 sayılı Yasa'nın 53 ve 54 yine 5395 sayılı Yasa'nın 24. maddelerinde değişiklikler yapılmış, çocuklar ile reşit sanıkların durumları arasında paralellik sağlamıştır. 26/06/2009 tarih ve 5918 sayılı Yasa'nın 8. maddesi ile 5271 sayılı yasanın 253. maddesinde değişiklik yapılarak uzlaşma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suç ile birlikte işlenmesi halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı öngörülmüştür. 24/11/2016 tarihli 6763 sayılı Yasanın 34. maddesi ile CMK'nın 253. maddesinin (c) fıkrası değişikliğe uğramış ve yapılan düzenlemeyle "mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar" açısından da uzlaşma imkanı getirilmiştir. Yine aynı düzenlemede TCK 106/1, 141, 157 maddelerinde de düzenlenen suçlar uzlaşma kapsamına alınmıştır.
Uzlaşma biçim itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi ise de sonuçları itibariyle maddi ceza hukuku kuralı niteliği taşıdığı ve Ceza Genel Kurulu'nun 06/11/2007 gün 2007/6-212, 229 sayılı Kararında açıkça belirtilmiştir. Suça sürüklenen çocuklar açısından Uzlaşma Kurulu'nun kapsamının daha geniş biçimde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda bazen bazı fiilleri suç olarak belirlemekle birlikte bu fiiller açısından suçların nitelikli halini-netice sebebiyle ağırlaşmış suç tiplerine yer verilmemiş, başka bir anlatımla suçun yalnızca temel şeklini düzenlemekle yetinmiştir. Örneğin TCK'nın 175, 176, 177, 180, 183, 225, 263 maddeleri gibi.
Ancak, bazı suç tipleri için suçun temel şekline yer verildikten sonra suçun nitelikli hallerine-netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yer verilmiştir. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar suçun temel şeklinin düzenlendiği maddede öngörüldüğü "TCK 102/5-6, 103/5-6 gibi" ayrı maddelerde de hükmü bağlanmış olabilmektedir. "TCK'nın 87, 95", 5237 TCK'nın suçun nitelikli hallerinin bazı suçlarda suçun temel şeklinin düzenlendiği maddede TCK'nın 85/2, 86/3, 89/2-4, 102/2-3, 103/2-4, 109/2-4" düzenlendiği bazen de suçun temel şeklinin düzenlendiği madde dışında başka bir maddede ayrıca düzenlendiği "TCK 87, 137, 142, 149, 152, 158" görülmektedir. Bazı suçlar için nitelikli hallerin bu suçun temel şeklinin düzenlendiği maddede hem de ayrı bir maddede öngörülmüş olduğu haller vardır. "TCK'nın 116/son, 119" yine bazı maddelerde suçun nitelikli halleri için mustakil bir ceza öngörülmüş iken "TCK 82, 85/2, 94/2-3, 102/2, 103/2, 106/2, 109/2" bazı maddelerde suçun temel şekli için belirlenen cezanın belli oranlarda artırılması biçiminde "TCK 86/3, 102/3, 103/3-4, 109/3" düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Yine bazı maddelerde suçun nitelikli halleri için hem müstakil ceza öngörüldüğü "TCK 102/2, 103/2, 109/2" hem de cezanın belirli bir oranda artırılması esasının kabul edildiği "TCK 102/3, 103/3-4, 109/4" anlaşılmaktadır.
Konut dokunulmazlığına ihlal suçu 5237 sayılı TCK'nın 116 maddesinde düzenlenmiştir, maddenin 1. ve 2. fıkralarında suçun temel şekli son fıkrasında ise suçun nitelikli hali düzenlenmiştir. TCK'nın 119. maddesinde ise bu suçun ağırlaştırılmış halleri düzenleme altına alınmıştır.
Suçun basit şeklinin düzelendiği TCK'nın 116/1 ve 116/2 maddelerinde hapis cezasının üst sınırı 2 yıl ve 1 yıl olarak düzenlenmişken, TCK'nın 116/4 fıkrasında cezanın üst sınırı 3 yıl hapis cezası olarak öngörülmüş ve TCK'nın 119. madde ile bu cezaların 1 kat oranında artırılacağı belirtilmiştir.
Suça sürüklenen çocukların eylemi TCK'nın 116/son, 119/1-c maddesi kapsamında olduğu Yerel Mahkemece ve Yargıtay 18. Dairesi eylemi kabul etmiştir.
Türk Ceza Yasası'nda suçun nitelikli halleri için bazı maddelerde müstakil ceza belirlemiş, bazı maddelerde ise cezanın belirli oranda artırılması esası kabul edilmiştir, bu düzenleme tercihi yasa koyucunun taktiridir.
Bazı maddelerde suçun basit şekline göre mustakil ceza belirlenmesi, bazı maddelerde cezanın belirli oranda artırılması esasının kabulü, hatta bazı suçun nitelikli halleri için hem mustakil ceza tayininin hem de cezanın belirli oranda artırılması ilkesinin benimsenmesi, bu fiillerin suçun nitelikli halleri olarak düzenlendiği gerçeğini değiştirmemektedir. Bu gerçek yasalarda aksi öngörülmedikçe suçun nitelikli halleri yönünden bazı kural ve kurumların uygulaması konusunda farklı ayrım yapılmasına izin vermez. Dolayısıyla bazı kural ve kurumlar yasalarda aksi öngörülmedikçe "mustakil ceza öngörülmesi veya cezanın belirli bir oranda artırılması hususu ayrımı konusunda" suçların nitelikli halleri için aynı ve eşit biçimde uygulanması gerekmektedir.
5237 sayılı Yasa'da cezanın belirlenmesi başlığını taşıyan TCK'nın 61/4 fıkrasında bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda; temel ceza önce artırılır sonra indirim yapılır, denilmesine mütakip TCK'nın 66/3 fıkrasında dava zamanaşımının belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibariyle suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halinde göz önünde bulundurulur hükmü öngörülmüştür.
Genel kabul suçun uzlaşma kapsamında kalıp kalmadığı hususunda suçun temel şekliyle nitelikli hali arasında öngörülen ceza yönünden farklılık var ise uzlaşmaya tabii olma yönünden de farklı hükümlere tabii olduğudur. Başka bir ifadeyle suçun nitelikli halleri açısından ayrım yapmakta, suçun uzlaşma kapsamında olup olmadığını suçun basit haline göre mustakil bir ceza öngörülen suçun nitelikli halleri için belirlenen ceza miktarına göre tayini gerekir, cezanın belirli oranda artırılması öngörülen suçun nitelikli halleri uzlaşma kapsamının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.
Suçun uzlaşma kapsamında kalıp kalmadığı hususunda, suçun nitelikli halleri yönünden ayrım yapan bir hüküm bulmaması nedeniyle; suçun uzlaşma kapsamı içinde kalıp kalmadığı suçun nitelikli halleri için mustakil ceza öngörülüp öngörülmediği nazara alınmaksızın suçun nitelikli halinin düzenlendiği maddede de bu maddelerde de öngörülen ceza miktarı dikkate alınarak saptanmalıdır. Aksi durum bazı kurumların ve kuralların suçun nitelikli hallerinin mustakil ceza öngördükleri yönünde uygulanması, cezanın artırılmasının esasının benimsendiği haller için ise tatbik edilmemesi sonucunu yaratır. Mahiyeti ve niteliği açısından fark bulunmayan suçun nitelikli halleri ve ağırlaştırılmış halleri yönünden ayrım yapılması yasal düzenlemeye aykırıdır ve suçun nitelikli halleri ve ağırlaştırılmış halleri açısından eşitsizlik yaratacak sonuçlar doğurur.
Suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanması istenen ve suçun nitelikli halinin düzenlendiği maddelerin "TCK'nın 116/son, 119/1-c" fıkralarında öngörülen hapis cezasının üst sınırı 3 yıl hapis cezasından fazladır. Bu yön itibariyle suçun nitelikli halinin gerçekleşmiş olması ve ceza miktarının 3 yıl hapis cezasından fazla oluşu dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuklar yönünden uzlaşma kapsamının dışında kaldığı anlaşılmaktadır.
İster bağımsız bir yaptırım öngörülmüş olsun, isterse belirli bir oranda artırım yöntemi tercih edilmiş olsun uzlaşma hükümlerinin uygulanmasında tüm bu özelliklerin dikkate alınması gerektiği düşüncesindeyim.
Sonuç: Bu açıklamalar ışığında Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin Geceleyin Birden Çok Suça Sürüklenen Çocuklar Tarafından İşlenen Konut Dokunulmazlığı İhlal suçunun uzlaşma kapsamında kalmadığı ve Kozan 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/03/2013 gün, 2012/135 Esas ve 2013/393 sayılı Karar'ının belirtilen gerekçeyle bozulmaması, usul ve yasaya uygun bulunan kararın tebliğname doğrultusunda ONANMASINA karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Full & Egal Universal Law Academy