MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, katılan vekilinin temyizini lehine vekalet ücreti hükmedilmemesine hasrederek kendisine 30/06/2014 tarihinde tebliğ edilen hükmü, yasal süresinde, 03/07/2014 tarihinde temyiz ettiği, Mahkemece temyizin süre yönünden reddine dair 11/06/2015 tarihli ek karar verildiği, bu ek kararın katılan vekiline, 31/08/2015 tarihinde tebliğ edildiği, katılan vekilinin bu ek kararı da yasal süresinde, 01/09/2015 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, Mahkemenin temyiz isteğinin reddine dair 11/06/2015 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Katılan vekilinin temyizinin vekalet ücreti konusuyla sınırlı olduğu anlaşılmakla;
1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanunu aykırı, katılan ... vekilinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, yargılama giderleri ile ilgili hüküm fıkrasının sonuna “katılan vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca 1500 TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan ...’a verilmesine” ibaresinin eklenmesi biçiminde HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.