Hakaret suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 3-a, 4 ve 62/1 maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine dair....(kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/10/2012 tarihli ve 2010/3577 esas, 2012/2405 sayılı kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/09/2016 gün ve 347522 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, sanığa verilen hapis cezasının aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 11/04/2016 tarihli ve 2010/3577 esas, 2012/2405 sayılı ek kararının, 10/10/2012 tarihli ilk kararın kanun yararına bozma yoluyla bozulması neticesinde infaz kabiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanık ...'ın işlemiş olduğu hakaret suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1. maddesi gereğince 90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasını müteakip, söz konusu suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlediğinden bahisle aynı Kanun'un 125/3-a maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek sonraki artırım ve indirimlerin hapis cezası üzerinden yapılmış olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1. maddesinin, " Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde olmakla seçimlik ceza düzenlemesinin bulunduğu, yine aynı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 61/9 maddesinin, " Adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz." ve aynı Kanun'un 50/2. maddesinin, "Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez." şeklinde olması göz önüne alındığında;....(kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin söz konusu kararında temel cezanın adli para cezası olarak belirlenmiş olması karşısında, devam eden artırım ve indirimlerin de adli para cezası üzerinden yapılması gerekirken, yazılı şekilde hapis cezası üzerinden hesaplanarak sanığın neticeten hapis cezasına mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; ceza infaz kurumunda meydana gelen hakaret eylemi nedeniyle, aleniyet unsuru gerçekleşmemesine karşın, hükmolunan cezada, TCK’nın 125/4. maddesi ile artırım yapılarak sanık ...'a fazla ceza verilmesi ve aynı sanık hakkında TCK'nın 125/3-a gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı Kanunun 125/4. maddesi gereğince de hüküm kurularak, CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç ve Karar:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedenleri açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 29.11.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.