Hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.100,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2014 tarihli ve 2013/580 esas, 2014/67 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2016 gün ve 381808 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Sanığın, müşteki ....'a yönelik hakaret suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada hüküm kurulmadığı anlaşılmakta ise de, zamanaşımı süresi içinde mahkemesince her zaman karar verilmesi mümkün görülerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle, sanık hakkında müşteki ....'a yönelik hakaret suçundan cezalandırılma talebini içerir iddianame bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK'nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/09/2013 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında müşteki ....'a yönelik hakaret suçundan dava açılmamasına karşın, 11/02/2014 tarihli hükümde, müşteki ....'a hakaret eyleminin de sabit olduğu kabul edilerek, açılmamış suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan sanık ...'in hakkında, Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/02/2014 tarihli ve2013/580 esas, 2014/67 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan Kanun maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığa hakaret suçundan verilen 2.100 Türk Lirası adli para cezasının KALDIRILMASINA,
3- Bu suçtan hükmolunan cezanın çektirilmemesine,
4- Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığı'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine 13/12/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy