KARAR
Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.860,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Nizip 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2016 tarihli ve 2016/149 esas, 2016/404 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2017 gün ve 4656 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, kararın gerekçe kısmında, sanığın daha önce kasıtlı bir suç işlemediği, belirli bir zararın bulunmadığı, yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemeye olumlu kanaat geldiğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilmesine ve tehdit suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rağmen, hüküm fıkrasının B-1 bendinde kurulan hakaret suçuna ilişkin hükümde, sanığın 1.860,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle çelişki yaratılmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Anayasanın 141/3. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinde; (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci Maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı Maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun’un 289. maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.
Ayrıca, 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesinde hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verileceği, hükme bağlamıştır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükmün gerekçe kısmında, sanığın daha önce kasıtlı bir suç işlemediği, belirli bir zararın bulunmadığı, yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemeye olumlu kanaat geldiğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilmesine ve tehdit suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rağmen, hüküm fıkrasının B-1 bendinde kurulan hakaret suçuna ilişkin hükümde, sanığın 1.860,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle CMK'nın 230. maddesine aykırı şekilde, hükümle, gerekçeli karar ve kısa karar arasında açık çelişki oluşturulduğu ve bu durumun aynı Kanun’un 289/1-g maddesine göre hukuka kesin aykırılık halini oluşturması nedeniyle, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Nizip 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2016 tarihli ve 2016/149 esas, 2016/404 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-b fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 19.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.