MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A- Sanık hakkında, müşteki ...’e yönelik hakaret suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, karar tarihi itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık ... müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B- Diğer hükümlere yönelik temyize gelince:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Mahkemeye gelmeyen sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak düzenlenen CMK'nın 193/2. maddesinin, dosyada mevcut deliller kapsamında yapılacak incelemede, sanığa yüklenen fiilin suç oluşturmayacağının açıkça anlaşılması durumunda uygulanabilmesi ve somut olay bakımından ise böyle bir durumun söz konusu olmaması yine sanığın 24.01.2012 tarihli celsede savunmasını müdafii huzurunda yapmak istediğini beyan etmesi ve sonraki celselerde müdafii atanmasına rağmen sanığın savunması alınmadan yargılamaya devamla karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Sanığın hakaret ve tehdit eylemlerini, müşteki ve katılana karşı aynı suç işleme kararı kapsamında tek bir e-mail ile gerçekleştirmesi karşısında, hakaret ve tehdit suçlarından tek hüküm kurulup TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca cezanın artırılması ve müşteki ...’e yönelik hakaret suçundan verilen kesin cezanın sonuç cezadan mahsup edilmemesi,
b) Katılan ...’a yönelik hakaret suçundan kurulan hükümde uygulama maddesinin TCK’nın 125/3-a maddesi yerine 125/2-a olarak belirtilmesi,
c) Müşteki ...’e yönelik tehdit suçundan kurulan hükümlerde uygulama maddesi olan TCK’nın 52. maddesinin gösterilmemesi,
d) Avukat olan katılan ...’ın davayı kendi adına asaleten, müşteki ... adına vekaleten takip etmesi karşısında tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/02/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy