KARAR
Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanıklar ... ve ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 1251-3-a (iki kez), 125/4 (iki kez), 86/2, 86/3-c, 62/1 (3 kez) ve 52 (3 kez) maddeleri gereğince 7.600,00 Türk lirası (iki kez) ve 3.000,00 Türk lirası (iki kez) adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Ankara (kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli ve 2013/9 esas, 2014/536 sayılı kararının Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 20/09/2016 tarihli ve 2015/31600 esas, 2016/14552 sayılı ilamı ile, sanıkların hakaret eylemlerinin ne şekilde kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçunu oluşturduğunun tartışılmaması nedeniyle bozulması, sanık ...'un kasten yaralama eylemine ilişkin hükmün ise temyiz edilemez nitelikte olduğundan bahisle temyiz isteğinin reddine karar verilmesini müteakip sanıkların 125/1, 125/4, 62/1 (2 kez) ve 52 (2 kez) maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/327 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında:
“1- Sanıklar ... ve ... hakkında hakaret suçuna ilişkin Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2017 tarihli kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanıkların suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunmayan kamu görevlisine hakaret suçunu işledikleri iddiasıyla açılan davada cezalandırılmalarına ilişkin Ankara (kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli kararının Yargıtay 18. Ceza Dairesinin zikredilen ilamı ile, sanıkların hakaret eyleminin ne şekilde kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçunu oluşturduğunun tartışılmaması nedeniyle bozulmasını müteakip, sanıkların uzlaşmaya tabi hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 62/1 ve 52 maddeleri gereğince 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; kamu görevlisine hakaret suçundan soruşturma yürütülerek dava açıldığı ve uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte anılan suç yönünden 5271 sayılı Kanun'un 253. Maddesindeki düzenleme uyarınca uzlaşmaya engel bulunduğu gözetilerek, zikredilen bozma ilamı karşısında uzlaşmaya tabi hakaret suçu yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 253. ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yaptırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanık ... hakkında kasten yaralama suçuna ilişkin Ankara (kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli Kararı yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 20/09/2016 tarihli ve 2015/31600 esas, 2016/14552 sayılı bozma ilamına uyularak Mahkemece 11/04/2017 tarihli karar ile eylemin mağdurun görevi nedeniyle gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi karşısında, "kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten yaralama" suçundan mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayininde,
İsabet görülmemiştir.” Denilmektedir.
I- Hukuksal Değerlendirme:
A- Bir Numaralı talep açısından;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve devamı maddelerinde düzenlenen uzlaştırma müessesinde 24/11/2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Yasa ile köklü değişiklikler yapılmıştır. 6763 sayılı Kanun 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
6763 Sayılı Kanun ile değişiklik öncesi şikayete bağlı suçlar ile şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç olmak üzere TCK'nın 86.maddesi), taksirle yaralama (TCK'nın 89. maddesi), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK'nın 116. maddesi), çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK'nın 234. maddesi), ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (TCK'nın 234. maddesi, dördüncü madde hariç) ve özel kanunlarda uzlaşmaya tabi olduğu belirtilen suçlar uzlaşmaya tabi suçlar idi. Bu genel kuralın istisnası olarak ta soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar uzlaşma kapsamında değildi. Ana kuralın bir diğer önemli istisnası da uzlaştırma kapsamına giren bir suçun uzlaşma kapsamına girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi durumu idi ki, bu durumda da uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı yaptırım altına alınmıştı. Ancak bu istisna 26/06/2009 tarihli 5918 sayılı yasa ile öngörüldüğü için bu yasanın yürürlüğe girmeden önceki tarihli suçlar için bu istisna uygulanmayacaktı.
6763 Sayılı Kanun ile TCK'nın 253. maddesinin başlığı “Uzlaştırma” olarak değiştirilmiş ve uzlaştırma kapsamında olan suçlarla ilgili ana kurala; tehdit (TCK'nın 106/1. maddesinin birinci fıkrası), hırsızlık (TCK'nın 141. maddesi), dolandırıcılık (TCK'nın 157. maddesi) suçları ile mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Öte yandan uzlaşma müessesinde ana kurala önemli bir istisna teşkil eden soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa da etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlarda uzlaşma yoluna gidilmeyeceği kuralı kaldırılarak diğer şartları da taşıması koşuluyla etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar da uzlaştırma kapsamına alınmıştır.
İncelenen dosyada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/l-a. maddesine göre hakaret suçunun 6763 sayılı Kanunla değişiklik öncesi ve sonrasında uzlaşmaya tabi olması karşısında, somut olayda suç vasfının değişikliğinden sonra taraflara uzlaşma teklif edilmeden yargılamaya devamla sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğu için kanun yararına bozma talebinin bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
B- İki Numaralı talep açısından;
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesindeki tanımlar bölümümünde kamu görevlisi: “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır.
TCK’nın 86/3-c maddesinde de, kasten yaralama fiilinin, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi ağırlaştırıcı nedenler arasında sayılmıştır.
Buna göre somut olayda; özel güvenlik görevlisi olan katılan’ın görev alanı dışında olan yol kenarına araç park etmesi sebebi ile çıkan tartışma nedeni ile kasten yaralama suçunun mağduru olması karşısında, kendisine karşı ika edilen kasten yaralama fiilinin, bu kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle olmadığından sanık hakkında TCK’nın 86/3-c maddesinin uygulanması kanuna aykırı olduğu için kanun yararına bozma talebinin bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
II- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11/04/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/327 karar sayılı kararının, sanıklar ... ve ... açısından hakaret suçu yönünden, Ankara(Kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15/04/2014 tarihli ve 2013/9 esas, 2014/536 karar sayılı kararının, sanık ... açısından yaralama suçu yönünden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMALARINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-b fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 02/07/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.