KARAR
Hakaret suçundan suça sürüklenen çocuk ...’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 43/1-2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.180,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2011 tarihli ve 2010/125 esas, 2011/420 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/02/2018 gün ve 8345 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Anılan kararın diğer sanık .... yönünden Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29/02/2016 tarihli ve 2013/38884 esas, 2016/3569 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip, anılan Mahkemenin 2016/283 esasına kaydedildiği ve yargılamanın devam etmekte olduğu anlaşılmakla, dosya sureti üzerinden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 30/03/2010 tarihli ve 2010/6592 sayılı iddianamesiyle, suça sürüklenen çocuk hakkında hakaret suçundan dava açılmamasına karşın, 14/09/2011 tarihli hükümde hakaret eylemi sabit olduğu kabul edilerek açılmamış suçtan suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK'nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 30/03/2010 tarih 2010/6592 sayılı iddianamesiyle, suça sürüklenen çocuk hakkında hakaret suçundan dava açılmamasına karşın, 14/09/2011 tarihli hükümde, hakaret eylemi sabit olduğu kabul edilerek, açılmamış suçtan suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2011 tarihli ve 2010/125 esas, 2011/420 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Hükümdeki hukuka aykırılık suça sürüklenen çocuğa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan Kanun maddesinin 4-d fıkrası gereğince, suça sürüklenen çocuk hakkında hakaret suçundan verilen 2.180 Türk lirası adli para cezasının KALDIRILMASINA,
3- Bu suçtan hükmolunan cezanın çektirilmemesine,
4- Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 30/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.