KARAR
Kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret ve basit tehdit suçlarından sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1, 125/3-a, 125/4, 106/1-2. cümle (iki kez), 43/2, 62 (dört kez) ve 52/2. (üç kez) maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis, 7.080,00 Türk Lirası adli para, 500,00 Türk Lirası adlî para ve 740,00 Türk Lirası adlî para ve cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesine göre hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2013/269 esas, 2013/419 sayılı kararını müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1, 125/3-a, 125/4, 106/1-2. cümle (iki kez), 43/2, 62 (dört kez) ve 52/2. (üç kez) maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis, 7.080,00 Türk Lirası adlî para, 500,00 Türk Lirası adlî para ve 600,00 Türk Lirası adlî para ve cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2017 tarihli ve 2017/510 esas, 2017/621 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/02/2018 gün ve 8369 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, müştekilerden ...'nın Karamürsel Ceza Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürü, diğer müştekiler ..., ... ve ....'ın ise zabıt katipleri oldukları, şüpheli ...'ın olay tarihinden önceki yaklaşık 10 günlük süre boyunca sürekli Ceza Mahkemeleri kalemine giderek İstanbul Mahkemelerinde bulunan bir dosyasıyla ilgili Karamürsel'de ifade vermek için taleplerde bulunduğu, şüphelinin bu taleplerini sürekli müşteki ....'a yönelttiği, müşteki ....'ın her seferinde şüpheliye asıl mahkemeye başvurması konusunda gerekli açıklamaları yaptığı, buna rağmen şüphelinin taleplerine devam ettiği, daha sonra 25/03/2013 tarihinde şüphelinin aynı taleplerle müşteki ....'a yanına gittiği, müştekinin şüpheliye gerekli açıklamayı yapıp kalemden çıktığı sırada şüphelinin müştekiye hitaben "ben sana ne yapacağımı biliyorum" diyerek tehditte bulunduğu ve yine ertesi gün 26/03/2013 tarihinde yazdığı dilekçelerin akıbetini sormak için mahkeme kalemine gittiği, kendisine dilekçelerini uyap üzerinden İstanbul'a gönderildiği bilgisi verildikten sonra şüphelinin kalemde bulunan müştekilere hitaben parmak sallayarak "zaten dilekçemi göndermeseydiniz başınıza gelecekleri biliyorsunuz." diyerek müştekileri tehdit ettiği, bu sırada şüpheliye Yazı İşleri Müdürü olan müşteki ...'nın uyarıda bulunduğu, şüphelinin cevaben herkesin duyabileceği şekilde " artistlik yapma, yetkini aşıyorsun " diyerek müştekiye hakaret etmesi üzerine, Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığının 12/06/2013 tarihli iddianamesiyle şüpheli hakkında tüm müştekilere karşı tehdit, müşteki ....'a karşı kişilerin huzur ve sükununu bozma ve tehdit, müşteki ...'ya karşı hakaret suçlarından açılan kamu davasında, Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2013/269 esas, 2013/419 sayılı kararı ile sanığın, kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret ve basit tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1, 125/3-a, 125/4, 106/1-2. cümle (iki kez), 43/2, 62 (dört kez) ve 52/2. (üç kez) maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis, 7.080,00 Türk lirası adlî para, 500,00 Türk lirası adlî para ve 740,00 Türk lirası adlî para ve cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesine göre hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair karar verilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2017 tarihli kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiş ise de,
1- Sanığın 25/03/2013 tarihinde sedece müşteki ....'ı, 26/03/2013 tarihinde ise müşteki .... ve diğer üç müştekiyi tek bir eylemle tehdit etmiş olması karşısında, sanığın müşteki Aslı'ya karşı işlediği tehdit suçu bakımından eyleminin tek suç olup olaya zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesine göre verilecek cezadan artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın müştekiye karşı işlediği her bir fiili nedeniyle ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2- Müşteki ...'nın 17/07/2013 tarinde, müşteki ...'ın 25/10/2017 tarihinde ve müşteki ...'nın ise 22/09/2017 tarihinde sanık hakkında şikâyetçi olmadıklarını beyan etmiş olmaları karşısında, sanığın adı geçen müştekilere karşı işlediği basit tehdit suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde,
Kabule göre de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek; cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği anlaşılan sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, ilk hükümde sanığın tüm müştekilere karşı işlediği tehdit suçunda 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesine göre 2/4 oranında artırım yapılmasına rağmen, açıklanan hükümde ise anılan Kanun'un 43/2. maddesine göre 1/4 oranında artırım yapılmak suretiyle eksik ceza tayininde,
İsabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirmede;
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece, sanığın, mağdur ...'ya hitaben söylediği “artistlik yapma, yetkini aşıyorsun” şeklindeki sözleri nedeniyle sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; kaba söz ve ağır eleştiri niteliğindeki sözlerin, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın hakaret suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesinin, hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç ve karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 25.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.