MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık savunmasında Aile Sağlık Merkezi’ndeki doktorların işe zamanında gelmemeleri, geç gelip erken gitmeleri nedeniyle mağduriyet yaşadığını ve bunu tespit etmek amacıyla telefonla görüntü tespiti yaptığını ve katılanı huzursuz etme gibi bir amacı olmadığını ifade etmesi karşısında; atılı suçun oluşabilmesi için mağdurun sırf huzur ve sükununu bozma özel kastı ile hareket edilmesinin şart olması ve bu durumun dosya kapsamından anlaşılamaması karşısında, sanığın beraati yerine yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunması eylemlerini bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda ise, sanığın cep telefonu ile Aile Sağlık Merkezi içinde kapıları izinsiz açarak görüntü kaydetmesi ve çalışanların mesailerini kontrol ederek rahatsız etmesi şeklindeki eyleminde, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiği yöntemince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
b-6352 sayılı Kanun'un 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesinin “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.” hükmü karşında yargılama giderinin 20 TL'nin altında olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.