MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Yaralama, tehdit
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Katılan ...’nun alacaklı vekili sıfatı ile bulunduğu cebri icra sırasında sanığın katılana yönelik olarak "sen daha ne parası istiyorsun, sen bu malları götürürsen ben seni yaşatırmıyım, seni bitiririm" şeklinde sözler söyleyerek tehdit etmesi ve katılanı arkasından tutmak suretiyle yere yatırarak darp etmesi biçiminde gerçekleşen eylemlerinin, katılanın görevini yapmasını engellemek amacını taşıdığından, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde TCK’nın 265/2. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek tehdit ve yaralama suçlarından hüküm kurulması,
2- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...’ın, temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.