MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesi uyarınca, "Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasının gerektiren suçların" uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması karşısında, görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarında suça sürüklenen çocuklar yararına olan uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve suça sürüklenen çocuklar ..., ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Olay: 10/05/2012- 10/09/2012 tarihlerinde hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işleyen suça sürüklenen çocuklar ..., ... hakkında TCK 265/1, 31/3, 125/, 31/3, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmaları için 19/09/2012 gün ve 2012/529 sayılı iddianame ile kamu davası açılmıştır.
Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesi TCK 125/3-a, 125/4, 31/3, 62, 50/3, 50/1-d maddeleri gereğince 7 ay 23 gün süre ile Amasya ile sınırları içerisinde kahvehane, lokal vb. oyun yerlerine gitmekten yasaklanmalarına karar vermiştir. TCK 265/1, 265/3, 31/3, 62, 50/3, 50/1-d maddeleri gereğince 6 ay 20 süre ile Amasya ile sınırları içerisinde kahvehane, lokal vb. oyun yerlerine gitmekten yasaklanmasına karar vermiştir. Bu karar suça sürüklenen çocuklar müdafi tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 12/04/2016 gün 2016/7497 sayılı kararı ile haksız tahrik hükümlerinin tartışılması gerektiği gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar vermiştir.
Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesi 30/03/2018 tarihinde suça sürüklenen çocukların TCK 125/3-a, 125/4, 129/1, 31/3, 62, 50/3, 50/1-d maddeleri gereğince 2 ay 17 gün süre ile Amasya ili sınırları içerisinde kahvehane, lokal vb. oyun yerlerine gitmekten yasaklanmalarına, TCK 265/1, 265/3, 29/1, 31/3, 62/1, 50/3, 50/1-d maddeleri gereğince 5 ay süre ile Amasya ili sınırları içerisinde kahvehane, lokal vb. oyun yerlerine gitmekten yasaklanmalarına karar vermiştir.
Bu karar suça sürüklenen çocuklar müdafi tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı birlikte işlenen hakaret suçunun uzlaşma kapsamında olmadığını belirterek hükümlerin onanmasını talep etmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 25/10/2018 gün 2018/13681 sayılı kararı ile hakaret ve direnme suçlarından uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda yeniden değerlendirme yapılmasına zorunluluk bulunması nedeniyle hükümlerin bozulmasına oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yüksek Mahkemenin bozma kararına ve gerekçesine katılmıyorum.
Nedenler: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/09/2017 tarih ve 2017/6-189, 2017/188 sayılı kararında belirttiği gibi Uzlaşma Kurumu düzenleniş ve sonuçları bakımından hem maddi hukuk hem de usul hukuku kurumu özellikleri taşıyan karma nitelikli bir kurumdur.
CMK 253. maddesinde düzenlenen kurumda yasa koyucu ikili bir düzenleme öngörmüştür.
a- Yetişkinler açısından: Uzlaşma açısından temel kural soruşturma ve kovuşturması şikayet bağlı olan suçların uzlaşmaya tabi olmasıdır. Şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın belirli nitelikteki suçlar CMK 253/1-b maddesinde bentler halinde sınırlı sayma yöntemi ile sayılmış ve bu suçların dışındaki suçlarda uzlaşma kabul edilmeyerek istisna olarak düzenleme getirilmiştir. Tüm suçlar açısından değil aykırı bazı suçlar açısından uzlaşma kabul edilmiştir. İstisnai olan hükümlerin dar yorumlanması gerektiği, yorumun temel kurallarından biridir. Yorum yapılırken yasa koyucunun kullanmış olduğu her sözcük ve yapmış olduğu düzenlemenin özel bir amacı ve anlamı olduğunu kabul etmek ve hükmü buna göre yorumlamak gerekmektedir.
b- Suça sürüklenen çocuklar açısından: CMK 253/1-c fıkrası uyarınca mağdurun veya suçtan görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olmaması koşulluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda uzlaşma kapsamına alınmıştır. Başka bir ifade ile CMK 253/1-a-b ve 253/1-c fıkraları kapsamında bulunan suçlar, suça sürüklenen çocuklar açısından uzlaşma hükümlerine tabidir.
Bu durum CMK 253/3 fıkrası ile yetişkinler ve suça sürüklenen çocuklar açısından sınırlandırılmıştır. CMK 253/3 fıkrasına göre soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemez. Yine uzlaşma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen bir başka suç ile birlikte işlenmiş olması halinde 26/06/2009 tarihli 5918 sayılı Yasanın 8. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca uzlaşma hükümleri uygulanamaz.
Kanun koyucu CMK 253/1-b maddesinde şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ceza Kanununda yer alan bazı suçları tek tek saymak suretiyle uzlaşma kapsamına almış, bununla da yetinmeyerek ilgili Kanun maddesinde parantez içinde madde metnine eklemeler yapmıştır. Bu durum kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olarak kabul edilmelidir. Tercih edilen bu düzenleme şekli ile yasa hükümlerinin ağırlatıcı ve nitelikli halleri arasında farklı, adaletsiz ve eşitliğe aykırı sonuçlar doğmaması için yasa koyucunun amacına uygun yorumlar yapılması gerekir.
CMK 253 maddesiyle uzlaşma hükümleri yetişkinler için farklı, suça sürüklenen çocuklar için farklı düzenlenmiştir. Yetişkinler için şikayete tabi suçlar ve sınırlı sayılı suçlar uzlaşma kapsamına alınmışken, suça sürüklenen çocuklar açısından şikayete tabi suçlar, sınırlı sayılı suçlar ve mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşulluyla üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaşma kapsamına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22/01/2013 gün ve 2013/17 sayılı kararında bu hususu belirtmiştir.
Suça sürüklenen çocuklar açısından uzlaşma kurumunun kapsamının daha geniş biçimde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bazı fiilleri suç olarak belirlemekle birlikte, bu fiiller açısından suçların nitelikli halini- netice sebebiyle ağırlaşmış suç tiplerine yer verilmemiş, başka bir anlatımla suçun yalnızca temel şeklini düzenlemekle yetinmiştir. Ancak bazı suç tipleri için suçun temel şekline yer verildikten sonra suçun nitelikli hallerine- netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yer verilmiştir. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar suçun temel şeklinin düzenlendiği maddede düzenlenmiştir. Yeni bazı maddelerde suçun nitelikli halleri için hem müstakil ceza öngörüldüğü, hem de cezanın belirli oranda artırılması esasının kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bazı maddelerde suçun basit şekline göre müstakil ceza belirlenmesi, bazı maddelerde cezanın belirli bir oranda artırılması esasının kabulü, hatta bazı suçların nitelikli halleri için hem müstakil ceza tayininin hem de cezanın belirli oranda artırılması ilkesinin benimsenmesi, bu fiillerin suçun nitelikli halleri olarak düzenlendiği gerçeğini değiştirmemektedir. Bu gerçek yasalarda aksi öngörülmedikçe suçun nitelikli halleri yönünden de bazı kural ve kurumların uygulanması konusundaki farklılık ve ayrım yapılmasına izin vermez. Dolayısıyla bazı kural ve kurumların yasalarda aksi öngörülmedikçe müstakil ceza öngörülmesi veya cezanın belirli oranda artırılması hususu ayrımı konusunda suçların nitelikli halleri için aynı ve eşit biçimde uygulanması gerekmektedir.
Türk Ceza Yasasında suçun nitelikli halleri için bazı maddelerde müstakil ceza belirlenmesi, bazı maddelerde ise cezanın belirli oranda artırılması esasının kabulü sistematik gözükmese de bu düzenleme yasa koyucunun takdiridir. Yasa koyucunun tercihi, benzer konularda farklı uygulamalara yol açmamalıdır. Bağımsız yaptırım öngörülen nitelikli haller yönünden uzlaşma açısından nitelikli halin cezasının üst sınırı dikkate alınıp, artırım öngören maddelerde de bu artırımın nazara alınmaması, suçun temel şeklinin cezasının nazara alınması eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açabilecektir. Bu nedenle nitelikli haller açısından yasa koyucunun tercih ettiği yaptırım sistemi nazara alınmaksızın ister bağımsız bir yaptırım öngörmüş olsun, ister belirli oran dahilinde yaptırım yöntemi tercih edilmiş olsun, uzlaşma hükümlerinin uygulanmasında tüm nitelikli haller dikkate alınarak uygulama yapılmalıdır.
Görevi yaptırmamak için direnme suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 265. maddesinde düzenlenmiştir, maddenin 1. fıkrasında suçun temel şekli, devamı fıkralarında esas suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde 2, 3, 4 fıkralarında suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri olduğu açıklanmıştır.
Suçun basit şeklinin düzenlendiği 1. fıkrada 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun nitelikli halinin düzenlendiği 2. fıkrada 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş ve 3. fıkrasında önceki fıkralarda belirtilen suçun kişinin kendisinin tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek cezanın 1/3 oranında artırılacağı, yine 4. fıkrasında suçun silahla ya da varolan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranda artırılacağı öngörülmüştür.
Suça sürüklenen çocukların eylemleri TCK 265/1, 265/3 maddeleri kapsamındadır. Yerel Mahkemece ve Yargıtay 18. Ceza Dairesince eylem bu şekilde nitelenmiştir.
Sonuç: Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde;
a- Suça Sürüklenen Çocuklar hakkında TCK 265/1-3 maddelerinde öngörülen hapis cezasının üst sınırı 3 yıl hapis cezasını aşmaktadır. Suça sürüklenen çocuklar hakkında suçun nitelikli hali işlenmiştir. Bu durumda Suça Sürüklenen Çocuklar hakkında uygulaması yapılan nitelikli hal üst sınırı dikkate alındığında suçların uzlaşma kapsamı dışında kaldığını kabul etmek gerekir.
b- Hakaret suçunun ise uzlaşma kapsamı dışında kalan Nitelikli Direnme Suçu ile birlikte işlenmiş olması nedeniyle Uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı,
c- Kamu görevlisine hakaret ve kamu görevlisine karşı direnme suçlarının mağdurları gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olmaması nedeniyle kamu görevlisi sıfatına sahip bu mağdurlara karşı işlenen suçların CMK 253/1-c maddesi gereğince uzlaşma kapsamında olmadığı,
Bu itibarla Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 25/10/2018 gün ve 2018/13681 sayılı kararı ile Suça Sürüklenen Çocuklar hakkında hakaret ve direnme suçlarından uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdir edilmesine ilişkin bozma kararına katılmıyorum, hükümlerin onanması gerektiği düşüncesindeyim.
Full & Egal Universal Law Academy