KARAR
Hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2. maddesi delaleti ile 125/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2017 tarihli ve 2017/127 esas, 2017/569 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2014 gün ve 2014/113230 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Sanığın üzerine atılı hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu ve müştekinin 14/03/2017 tarihli oturumda alınan beyanında şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece gerekçeli kararın sanık ...'in en son bildirdiği adres yerine bir başka adrese tebliğ edilmesi karşısında, temyiz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın usulune uygun tebliğ olunması gerektiği,
Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 18/09/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy