KARAR
Hakaret suçundan şüpheli ....hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ezine Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/06/2017 tarihli ve 2016/1051 soruşturma, 2017/405 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Çanakkale 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/07/2017 tarihli ve 2017/2253 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/01/2018 gün ve 2081 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Dosya kapsamına göre, milletvekili olan şüphelinin suç tarihinde Çanakkale Bozcaada feribot iskelesinde polislerle tartıştığı ve bu tartışma sırasında polislere ve bir bayan şahsa hitaben “defol git” ve “sana ne lan, senden emir mi alacağım” şeklinde hakaret niteliğinde sözler sarf ettiğine yönelik çıkan haberleri izleyerek BİMER kanalıyla suç ihbarında bulunan ihbarcılar Okan Sütay ve ...’ın başvurusu üzerine başlatılan soruşturmada, ihbarcıların ifadelerinin alınması ve kamera görüntülerin izlenerek tutanağa bağlanması haricinde başka bir soruşturma işlemi yapılmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/04/2015 tarihli ve 2014/756 esas, 2015/124 sayılı kararında yer alan “sanığın, karakola girmek istediğinde kendisine nereye gideceğini soran müştekiye hitaben “sana ne lan, sen kimsin, ben istediğim yere gider, istediğim yerden çıkarım, bana kimse karışamaz” şeklinde sözler söylediği, sanığın olumsuz tavrını sözüyle pekiştirdiği, davranışlarının bir bütün halinde görevini yapmakta olan müşteki polis memurunu tahkir etmek amacıyla ve müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olduğundan sövmek suretiyle işlenen, hakaret suçunun yasal unsurlarının oluştuğu…..” şeklindeki açıklamalar ışığında, milletvekili olan şüphelinin eyleminin sövmek suretiyle hakaret suçunu oluşturma ihtimali bulunup, nezaket dışı kaba bir hitap tarzı olarak değerlendirilemeyeceği düşünüldüğünden, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu şikayete tabi olmasa da maddi gerçeğin ortaya çıkartılması adına milletvekili olan şüphelinin eylemlerine maruz kalan polis memurları ile bayan şahsın kimliği tespit edilerek şikayet ve delillerinin tespit edilmesi ve miletvekili olan şüphelinin leh ve aleyhine olabilecek delillerin toparlanmasından sonra hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, milletvekili olan şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği dikkate alındığında, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK'nın 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170. maddesinin 2. fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Somut olayda, 25/05/2017 tarihli olaya ilişkin kamera kayıtlarının çözümünün yaptırıldığı tutanakta, olayın geçiş sürecinin ve suça konu sözlerin yer aldığı, ayrıca tanık beyanları alınmasının sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı isabetli olup, mercii tarafından verilen itirazın reddi kararı da yerinde görüldüğünden, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 09/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.