(1587 S. K. m. 46) (743 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde A. soyadının A. olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Nüfus Kanununun 46. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda Cumhuriyet Savcısı ile nüfus başmemuru veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.
Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan Cumhuriyet Savcısı yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Davacı dava açtığı dilekçesinde, halk arasında soyadının A. olarak bilindiğini, köy halkının hepsinin soyadının A. olduğunu ileri sürerek A. soyadının A. olarak düzeltilmesini istemiş ve davasını göstereceği şahitlerle ispatlayacağını belirtmiş, mahkemece C. Savcılığınca yapılan gizli soruşturmada davacının soyadının A. olduğu ve bu soyadı ile bilindiği tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa davacı davasını tanıklarla ispat edeceğini bildirdiğine göre bu tanıkların dinlenmesi ondan sonra Medeni Kanunun 26. maddesindeki haklı nedenin mevcut olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yasada yeri olmayan gerekçelerle ve gizli yapıldığı bildirilen araştırmaya dayanılarak davanın reddi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 9.6.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy