(624 S. K. m. 14, 23)
Dava: Dava dilekçesinde, müdahalenin men'i ve kal' istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve posta pulu bulunmadığından mürafaa isteği reddedildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: 1 - Ana binanın mimari projesine aykırı olarak yasa gereği müşterek yerlerden bulunan terasta kapalı mesken inşa etmek, terasın bir bölümünü bağımsız bölüme katmak gibi inşaat ve eylemler Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesi hükmü gereği tüm kat maliklerinin onayını gerektirdiği cihetle böyle bir müdahalenin vukuunda hakimin müdahalenin önlenmesine ve eski hale getirmesine karar vermesi gerekli ise de, mahkemece davalıya tebliğ edilmeyen ve kendisinin de kabul etmediği dava dışında düzenlenen tespit raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Mahkemece, uzman bilirkişi marifeti ile ve mimari proje örneği getirtilip varsa yönetim planı da incelenmek suretiyle mahallinde keşif yapılmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
2 - Bundan ayrı, teras her ne kadar ana binanın ortak yerlerinden olup tüm kat malikleri yasal çerçeve içerisinde buradan yararlanma hakkına sahip iseler de böyle bir yararlanmanın diğer kat maliklerinin kendilerine ait bağımsız bölümün kullanımını zorunlu haller dışında etkilememesi ve bu suretle mülkiyet haklarını sınırlamaması gerekir. Mahkemece, yukarıdaki paragraf uyarınca bilirkişi marifeti ile yapılacak keşif sırasında açıklığa kavuşturulacağı üzere mimari projede terasa çıkış için bir geçit bırakılmamış ise anten koymak vs. faydalanmalarda bulunmak için bağımsız bölümünden geçilmesi, onun bu bölümdeki mülkiyet hakkını kanuna aykırı olarak sınırlanması demektir. O nedenle, Kat Mülkiyeti Kanununun 23. maddesi de gözönünde bulundurulmak suretiyle davacıların teras üzerinde hangi tür kullanımlarına müsade edilebileceği hususu gözönünde bulundurulmak suretiyle geçiş hakkı konusunda ancak davalıyı rahatsız etmeyecek ve onun belirleyeceği zamanlarda geçilebileceği ilkesi kabul edilerek bu konuda buna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.5.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy