(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde davacı vekili Av. Dilek Çelebi ve davalı vekili Av. Şennur Vatansever geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve duruşma tebligat giderinin olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddedilmesinden sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Davacının temyiz istemi üzerine belirlenen bozma nedenleri de dikkate alınarak dosyadaki belgelere, toplanan delillere ve takdire göre aşağıdaki bent dışında kalan davacının tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddedilmiştir.
Kamulaştırma sebebiyle açılan bedel artırımı davalarında varsa ferağın verildiği yada kamulaştırmanın kesinleştiği tarihten artırılan bedele faiz yürütülmesi gerektiği halde taşınmaza el konulmadığı gerekçesi ile faiz isteminin reddi;
Davalı vekilinin temyizine gelince; sair temyiz itirazları varit görülmemiştir. Ancak,
2-Taşınmazda yetiştirilmiş olan ürünlere ait fiyat cetvelleri getirilmiş ise de, davalı vekilinin tüm raporlara ve genelde vaki itirazları dikkate alınarak arazide yetiştirilen ürünler itibari ile verim miktarlarının ve üretim giderlerinin Tarım Müdürlüğü ile benzer kamu kuruluşlarından getirtilmeyerek raporların denetlenmemesi ve Yargıtay denetimine olanak verilmemesi,
3-Türkiye genelinde kapitalizasyon faizinin %3-15 arasında olduğu kabul edilmektedir. %3 kapitalizasyon faizi ile değerlendirilen taşınmaz, bu duruma göre Türkiye sınırları içinde en elverişli yatırım olanaklarını arzeden en verimli ve en değerli arazidir. Dava konusu taşınmazın bilirkişi raporlarına göre elverişli niteliklere sahip bir tarım arazisi olduğu belirtilmiş ise de, bilirkişi raporlarında belirtilen nitelikler dava konusu arazinin Türkiye sınırları içinde en değerli arazi sınıfına dahil olmasını gerektirmemektedir. Her mevsimde her türlü ürünün tarımının yapıldığı yılda iki ve daha çok kez ürün alınan ve ürünün yetiştiği mevsim itibariyle en yüksek fiyatlar ile değerlendirildiği, ayrıca alt yapısı ve konumu itibariyle kısa zaman içerisinde her türlü sosyal ve ekonomik faaliyetin gerçekleşmesine aday olan bölgelerde, kapitalizasyon faizinin %3 olduğu kabul edildiğinde, Bursa bölgesinde yer alan dava konusu taşınmazın kapitalizasyon faizinin %4 oranında olması gerektiğinin dikkate alınmaması,
4-Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin 3. fıkrasının İ bendi, maddede yer alan değerlendirme unsurlarının dışında, taşınmazın değerine katkıda bulunacak başkaca objektif unsurlarında dikkate alınabileceğini öngörmüştür. Ancak bu "diğer objektif ölçülerin" sözcük anlamından da anlaşılacağı üzere önceki değerlendirmelerde dikkate alınmamış olmaları gerekir. Kapitalizasyon faizinin yukarıda açıklandığı şekilde %4 oranında saptanması halinde dahi hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu arttırıma dayanak teşkil eden meyve sebze haline yakınlık, organize sanayi bölgesi, eski Bursa, Yalova, İstanbul karayollarına cepheli olması gibi nitelikler bu faizin %4 olarak belirlenmesine neden olacaktır. Mahkemece, bu gerekçe ile bilirkişi raporlarında öngörülen soğuk hava depolarına ve konserve fabrikalarına yakınlığı, objektif unsur arttırımına konu edilmekten isabetli bir şekilde çıkarılmış ise de, yine objektif arttırıma konu edilen şehir merkezine yakınlık gibi unsurların dahi kapitalizasyon faiz oranının belirlenmesinde dikkate alınmış olduğu kabul edilmeli ve ancak taşınmazın rantını yükseltici nitelikler meyanında olan taşınmazın altyapı hizmetine (elektrik, telefon, doğalgaz) yakınlığı ve bu olanakları sunan yerleşim bölgesi civarında olması nedenleri ile yetinilmelidir. Bu durumda objektif unsurlar nedeniyle, bilimsel metotla taşınmazın bulunan değerinin (%4'den az olmayan kapitalizasyon faizi ile), taşınmazın etrafının yerleşim bölgeleri ile çevrili bulunması, elektrik, doğalgaz ve telefon hizmetlerinden yararlanma olanağına sahip olması sebebiyle, hükme esas alındığı anlaşılan 1.12.1993 tarihli ek raporun dayanağı 5. bölümün 1. paragrafındaki gerekçe ile %20 oranında arttırılması ile yetinilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir. Taşınmazın bilirkişi raporlarında belirlenen m2 değerlerinin aynı bölgeden daireye intikal eden kamulaştırma bedelinin arttırılması davalarında bulunan değerler ile karşılaştırıldığında çok fahiş olduğu, bunlardan 3-4 kat daha yüksek bulunduğu gözlenmiştir.
Mahkemece yukarda sözü edilen bilirkişi raporlarında yetiştirilmesi öngörülen ürünlerin verim ve üretim giderlerine ilişkin verileri içeren eksik belgeler ilgili mercilerden getirtildikten ve bu suretle bilirkişi raporlarındaki bilimsel metotla bulunan dekar başına net gelir denetlendikten sonra, %4 oranını aşmayan orandaki kapitalizasyon faizi ile taşınmazın bulunacak değeri, 4 nolu bentte açıklandığı üzere %20 oranında arttırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı ve davalı yararına takdir edilen 750.000'er TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa; davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 9.6.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy