(743 S. K. m. 26)
Dava dilekçesinde Musa olan isminin Martin, Kalkan olan soyadının da Kaplan olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı nüfus idaresi temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı deliller ile kanuni gerektirici sebeplere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 31.10.1995 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı Musa olan isminin Martin olarak değiştirilmesini istemiş, talep mahkemece kabul edilmiş hüküm nüfus idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Martin kelimesinin yabancı kökenli olduğu ve kamuoyunca henüz Türkçeleştiğinin kabul edilmediği sabittir. Bu durumda bu değişikliğin milli kültürümüze adetlerimize uygun düşmediği açık olup, Nüfus Kanununun 16. maddesine göre çocuklara konulmaz. İsim olarak konması mümkün olmayan bir kelimenin ise isim değiştirmesi yoluyla da alınması mümkün değildir.
Ayrıca, devletin dili Türkçedir (Anayasa 3. mad.). Bu talep resmi belgelerdeki yazı dili ile, resmi görevlerdeki konuşma dilinin Türkçe yapılacağını kapsar ve emreden talebin kabulü halinde bu kelimenin gerçek yanı ile nüfus ve mahkeme kayıtlarına geçeceği ve gerekse konuşma yolu ile gene aynı resmi mercilerde konuşulacağı ve bu durumun anayasaya aykırı olacağı açıktır. Yasal değişiklikler yapılmadan yabancı ismin öz ad olarak alınması yanlış olduğu gibi, başkaca bir delil olmadan tek tanık beyanına itibar edilip davanın kabulü de bir takdir hatasıdır.
Mahkeme kararının bu sebeplerle bozulması gerektiğinden kararı onaylayan sayın çoğunluğun gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy