(2942 S. K. m. 13)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada kamulaştırılan taşınmaz için takdir komisyonunun belirlediği ihtilafsız bedelin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Davacıya dosya içerisinde kamulaştırma evrakının tebliğ edildiğine dair bir belge ve bu paranın bloke edildiğine dair de bir dekont bulunmamaktadır.
Dosya içerisinde, açılan bedel arttırımı davası sırasında yapılan bilirkişi kurulu incelemesine dair bir rapor mevcut ise de, açılan davanın hangi aşamada olduğu saptanmamış ancak bu raporda kamulaştırmanın davacıya tebliğ edilmediği belirtilmiştir.
Dosya içeriğinden davalı idarenin taşınmaza el atmış olduğu ve bu suretle kamulaştırma kararını fiilen uyguladığı anlaşıldığına göre davacının takdir komisyonunca belirlenen değere, bu değer bankaya yatırılmamış olsa bile müstehak olduğu sonucuna varılması doğrudur. Ancak bu kamulaştırma bedelinin, ilke olarak davacıya Kamulaştırma Kanununun 13. maddesi uyarınca çıkarılan tebligatla birlikte muaccel olacağı dikkate alındığında, tebligatın yapılmadığı gerçeği karşısında bu meblağın davalı yönünden muacceliyeti, açıldığı anlaşılan bedel arttırımı davası tarihi ile belirleneceğinden, bedel arttırımı davasının açıldığı tarih tebliğ tarihi kabul edildiğinde, ihtilafsız bedel faizine ancak o tarihten hükmedilebilir. Dava ise 18.1.1994 tarihinde açıldığına göre ihtilafsız bedelin muaccel olduğu tarih bu tarih olup faize de, bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekirken el koyma tarihinden 13. maddeye göre ihtilafsız bedel henüz muaccel olmadığı halde bu tarihten geçerli olmak üzere ihtilafsız bedele faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı geri çevirme kararı üzerine dosyaya konulan İzmir Kadastro Mahkemesinin 1991/57- 1994/5 sayılı dosyasında verilen 4.2.1994 tarihli kararda aynı taşınmaz için (993 parsel) yapılan kamulaştırma nedeniyle davacının payına 200.175.834 TL. düştüğü ve buna teminat karşılığında konulan tedbirin kaldırılmasına karar verildiği dikkate alındığında sözü edilen karardaki kamulaştırma parasıyla mahkemenin kabul ettiği 626.988.330 TL. arasında çelişki bulunduğu gözönünde bulundurularak bu çelişkinin giderilmemesi ve gerçek ihtilafsız kamulaştırma bedelinin araştırılmamış olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yukarıdaki hususta gerekli inceleme yapılıp davacının payına düşecek ihtilafsız bedel saptanmalı ve bu suretle saptanacak ihtilafsız bedele yukarıda açıklanan tarihten geçerli olmak üzere faiz yürütülmelidir;
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.2.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy