(634 S. K. m. 17, 20)
Dava: Dava dilekçesinde 5.018.124 TL. alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosya içerisinde bulunan belgelere göre sitede bağımsız bölüm maliki bulunan davalı, kendisine bağımsız bölüm satan MESA adlı şirket ile yönetim planının bu şirket tarafından düzenleneceğine dair sözleşme akdetmiş, dosyaya konulan MESA tarafından düzenlendiği anlaşılan yönetim planında, sitenin bir bölüm hizmetlerinin şirket veya şahıslara yönetim kurulunca devredilebileceği ve kat maliklerinin bu hizmetlerin bedeline katkıda bulunacakları açıklanmıştır. Davacı şirketin, bu hükümlere dayanarak davalıdan, gördüğü bu hizmetler karşılığı olarak payına düşen miktarı istediği anlaşılmaktadır.
Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesi hükmüne göre kat mülkiyeti kurulu binalarda bağımsız bölüm malikleri ana gayrimenkulün bakım ve yönetim giderlerine katılmak zorunda olup, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen kat malikleri hakkında diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici icra takibinde bulunabilir ve dava açabilir. Aynı kanunun 33 ve ek 1. maddeleri hükümlerine göre ise kat mülkiyetinden doğan her türlü anlaşmazlık, müdeabihin miktar ve değerine bakılmaksızın sulh mahkemesinde çözümlenir.
Bütün bu hükümlerden anlaşılacağı üzere müdeabih miktarı itibarı ile 5.018.124 TL. sulh mahkemesinin bu davaya bakabilmesi için ana gayrimenkulde kat mülkiyeti yada Kat Mülkiyeti Kanununun 17. maddesinin son fıkrasındaki koşulları gerçekleşmiş, kat irtifakı kurulu bulunması, davanın yönetici yada aynı ana gayrimenkulde (aynı parsel üzerinde inşa edilmiş bina veya binalar) bağımsız bölüm maliki olan kişi tarafından açılmış olması gerekir. Bu koşullar bulunmadığı takdirde müdeabih miktarı da dikkate alınarak sulh mahkemesi böyle bir davaya bakamaz ve uyuşmazlığı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre çözümleyemez.
Bu durumda mahkemece ana gayrimenkulde kat mülkiyeti ya da gerçekleşmiş şartları ile kat irtifakı kurulmuş olup olmadığı tapu kaydı getirtilip araştırılmamış olmak keyfiyetine ilaveten, davacının sıfatı ve davanın hukuki dayanağı dikkate alınarak uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklandığı, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin davada uygulanamayacağı gözetilmeden talep edilen miktar itibariyle davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin reddi gerekirken esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy