(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m. 17, 20)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyaya getirtilen belgelerden, kooperatife ait ana gayrimenkul üzerinde kat irtifakı tesis edilmiş olduğu, tüm bağımsız bölümlerin kooperatif adına kayıtlı oldukları görülmüş olmakla beraber kooperatif üyeleri arasında kura çekilerek ferdi mülkiyete geçildiği ve yapıların kısmen de olsa iskan edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamalarına göre kooperatiflerde kura çekilip ferdi mülkiyete geçilmekle bağımsız bölümlerin mülkiyeti kurayı çeken kişiye geçer. Bu durumda kooperatif üyesi davalı kendisine bağımsız bölüm tahsis edilmediğini de iddia etmediğine göre husumete ehil olduğu açıktır. Ferdi mülkiyete geçildikten sonra 1992 yılında kat malikleri toplanmış ve kendi aralarında yönetim kurulunu seçmiş bulunduklarına göre yönetim yetkisi de bu yönetim kuruluna intikal etmiş olduğundan davacının da aktif husumet ehliyeti vardır.
Ancak, kat irtifakı kurulu bulunduğu anlaşılan ana gayrimenkulde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanabilmesi için, Kat Mülkiyeti Kanununun 17/son maddesi hükmü gereği ana yapının fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin 2/3ünün fiilen kullanılmaya başlanmış olması gerektiğinden, davalının buna karşı çıktığı da dikkate alınarak mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılmalı, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanma koşulları bu yönden gerçekleşmiş ise davacının ibraz ettiği belgeler ve gerekirse getirilecek diğer kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak davalının ödemekle yükümlü olduğu miktarlar belirlenmeli ve Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesi göz önünde bulundurularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kat Mülkiyeti Kanununun 17/son maddesi yönünden yapılacak araştırma sonunda Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı sonucuna varıldığı takdirde ise müddeabihin miktarı dikkate alınarak uyuşmazlığın genel hükümler dairesinde çözülmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy