(743 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde M. isminin H. olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Yargıtay'daki uygulamaya göre isim tashihi davalarına Cumhuriyet Savcısının da katılması gerekli ise de 15.2.1993 tarihinde verilen karar kesinleşmiş ve nüfus kütüğüne işlenmek suretiyle yerine getirilmiş bulunduğu cihetle bu aşamada davaya katılmayan Cumhuriyet Savcısının temyizinin kabulü, şeklen kesinleşmiş ve infaz edilmiş kararı bertaraf edici olduğu dikkate alındığında bir kamu yararı da söz konusu olmadığından temyiz isteminin REDDİNE, 26.9.1995 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Bir mahkeme hükmünün artık itiraz edilemez hale gelmesi, o kararın şekli anlamda kesinleştiğini ve kesin hüküm haline geldiğini gösterir. Bu husus, normal kanun yollarının (temyiz-tashihi karar) artık kapandığını ancak şartları varsa fevkalade kanun yolları-na müracaat edilebileceğini gösterir.
Nihai kararlar verildiği anda kesin ise yani temyizi kabil bir karar değilse verildiği anda kesinleşir. Eğer temyizi kabilse ve temyiz süresi yapılan tebliğe rağmen temyiz edilmeden geçirilmişse sürenin dolması ile kendiliğinden kesinleşir. Süre içerisinde temyiz edilmiş ve karar Yargıtay'ca onanmış ancak karar düzeltme yolu kapalı ise onama ile, açıksa talebin reddedilmesi ile karar kesinleşmiş olur. Ayrıca kanun yoluna başvurudan feragat edilmesi halinde talebin reddi veya Yargıtay bozma kararının karar düzeltme isteği üzerine, bozmanın kaldırılarak hükmün onanması ile de nihai kararlar kesinleşmiş olurlar. Bütün bunların olabilmesi için davanın taraflarının veya katılması zorunlu olan kişi veya kurumların temsilci veya vekillerine, Tebligat Kanunu ve usul hükümlerine uygun olarak nihai kararın tebliğe çıkarılıp geçerli şekilde tebliğ edilmesi gerekir.
Çoğunluk kararında da belirtildiği gibi bu davada Cumhuriyet Savcısının bulunması zorunlu olduğu halde duruşmaya çağrılmadığı gibi, nihai karar da kendisine tebliğ edilmemiştir. Bu durumda Cumhuriyet Savcılığının kanun yollarına başvurma süresi başlamadığından temyiz isteğinin incelenmesi gerekir.
Ayrıca mahkemenin kesinleşmemiş karara, yanlış olarak kesinleşme şerhi vermesi ve kararın nüfusa işlenmesi, kararı şeklen kesinleştiremeyeceği gibi, nüfusa tescilde hukuki bir sonuç doğurmaz.
Bu sebeplerle sayın çoğunluğun temyiz isteğinin reddine dair görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy