(2762 S. K. m. 40)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf evladı olduğunun ve vakıf gelirinden istifadeye sahip olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av. Adem Şahin ile aleyhine temyiz olunan davalı vekili Av. Serhat Yener geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde velayeten açılan davada Levent Siyavuşoğlu'nun dava dilekçesinde adları yazılı 4 adet vakfın gallleye müstehak evladı olduğunun tespiti istenmektedir.
Bu vakıflardan Zeynep Sultan Vakfında, vakıfnameye göre galle fazlasının evlada dağıtılması söz konusu olmayıp, vakıf gelirleri vakıf mallarının tamirine ayrılmış bulunduğundan davacının bu vakıfla ilgili isteminin reddinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, diğer vakıflar Abdurrahman Paşa, Sadrazam Melik Mehmet Paşa ve Ayşe Kadın Vakfı zürri vakıfların olup, dosyadaki belgelere göre davacı bunların evladıdır. Babası Nazım ile diğer bazı vakıf evladının galleye müstehak olduğuna dair Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 7.7.1980 tarih ve 1979/663 esas 1980/382 sayılı kararının, esas defterinin incelenmesinde taraflara 16.9.1980 ve 22.9.1980 tarihlerinde tebliğ edildiği, temyiz edilmediği ve tebligatın usulsüz olduğuna dair herhangi bir olgu bulunmadığı dikkate alındığında babanın galleye müstehak evlat olduğu hususunun kesinleştiğinin kabulünü zorunlu kıldığı gibi esasen dosyadaki belgeler davacı küçüğün yukarıda sözü edilen 3 vakfın evladından olduğunu kanıtlamaktadır.
Ayşe Kadın ve Abdurrahman Paşa Vakıflarında, vakıftan yararlanacak evlat itibariyle batın şartı mevcut olmadığından vakfedenlerle yukarıda açıklandığı gibi irs ilişkisi kurulmuş bulunan davacı galle fazlasına müstehak olup galle fazlasından yararlanmak için evladın reşit olması gerektiğine dair hiçbir kısıtlayıcı şart bulunmamaktadır.
Sadrazam Melik Mehmet Paşa vakfiyesinde ise mütevellinin nasıl belirleneceği açıklandıktan sonra vakıf fazlasının, "mütevelli olan kişi ile aynı derecede müsavi evlat" arasında kadın erkek ayrımı yapılmaksızın eşit olarak bölüşüleceği açıklanmıştır. "Mütevelli olan ile aynı derecede müsavi evlat" deyiminden amaç batın şartına bağlı mütevellinin batınında (kuşağında) olanlar kastedildiğine göre burada galle fazlasından yararlanmak için batın şartının mevcut olduğu kabul edilebilir. Bu durumda davacı küçüğün üst batında mütevelli dedesi sağ iken bu vakfın galle fazlasından yararlanamayacağının kabulü ile bu vakıfla ilgili davanın reddinde de bu gerekçe ile isabet vardır.
O halde davacı küçük Levent, diğer vakıflar Abdurrahman Paşa ile Ayşe Kadın vakıflarından galle fazlasına müstehaktır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Vakıflar Kanununun 40. maddesi hükmü de dikkate alınarak tarafların Yasaya uygun bir biçimde oluşması için dava dilekçesinin Sadrazam Melik Mehmet Paşa ve Ayşe Kadın Vakıflarının mütevellisine tebliğ ettirilerek davaya dahil edilmesi ile yukarıdaki esaslar gözönünde bulundurularak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 6.000.000 Tl vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy