(2762 S. K. m. 1, 39) (743 S. K. m. 717)
Dava dilekçesinde muarazanın men'i ve vakıfta intifa hakkının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar, vakıfnamesi bulunmamakla beraber, İskenderun Şeriye Mahkemesinin 18 Eylül 1919 tarihli ilamı ile mevcudiyeti tespit edilen zürri vakfa ait gayrimenkulün vakıf dışındaki diğer bazı parsellerle birleştirilerek üzerine inşa edilen yapıda vakıf payına düşen bölümlerin bizzat kendileri tarafından kullanılmak üzere teslim edilmeyip kiraya verilmesi suretiyle vaki muarazanın önlenmesini vakıftan yararlanma haklarının tespitini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulü ile intifa hakkının tespitine ve muarazanın önlenmesine karar verilmiştir.
1-Davacıların evladı olduklarını ileri sürdükleri vakıf, mazbut vakıflardan olup, Vakıflar Kanununun 1. maddesine göre Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmektedir. Bu tür vakıflarda vakıf evladının vakıftan yararlanma hakkı, Vakıflar Kanununun 39. maddesi hükmünde yer almıştır. Ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, yasa ve tüzüğün 25 ile sonra gelen maddeleri hükümleri dairesinde mallar üzerinde tasarruf etme yetkisine halel gelmeyecektir. Bu nedenle davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün yasa ile kendisine verilmiş bulunan hakkın kapsamı içinde bulunan kiraya verme işleminden de men'ini içerecek şekilde vakfa payı karşılığı verilen bölümler üzerindeki muarazanın önlenmesine karar verilemez.
Davacılar vakıf evladı iseler vakıftan, vakıfname hükümleri dairesinde yararlanmak durumundadırlar. Vakıfnamede geçen intifa hakkı, vakıf malları ve gelirlerinden yararlanmayı içermekte ise de, bu hak Medeni Kanunun 717 ve sonra gelen maddelerindeki mülkiyetin gayri ayni haklar meyanında olan intifa hakkı niteliğinde değildir. Vakıfnamede sükna hakkından da söz edilemediğine göre davacıların vakıfla ilgili hakları gelirlerinden yararlanma ile sınırlıdır.
Bu nedenle aşağıdaki hususlar dikkate alınarak davacıların vakıf mallarından yararlanacak vakıf evladı oldukları tespit edildiği takdirde ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri gereğince vakfa tahsis edilen bağımsız bölümlerin gelirlerinden yararlanma haklarının bulunduğunun tespiti ile yetinilmeli, muarazanın önlenmesine dair istemler reddedilmelidir.
2-Diğer taraftan örneği dosyaya konulan 18 Eylül 1919 tarihli noterlikçe Türkçe'ye çevrili Şeriye Mahkemesi kararında; vakıf mallarından, "karın, karın, tabaka, tabaka ..." "üst tabaka alt tabakayı ... mahrum etmek ..." ibarelerinden batın şartının öngörülmüş olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Batın şartı olan vakfiyelerde, bir batından vakıf evladı sağ iken, sonraki batından olan vakıf evladı vakıf mallarından yararlanamaz. Diğer bir deyimle, vakfiyenin yalnız erkek evlada hak tanıdığı dikkate alındığında amcalar sağ iken yeğenler vakıf mallarından yararlanamaz. Dosya içeriğinden anlaşıldığına göre vakfeden Hasan Beklavi oğlu Mahmut Ağa Kavvas'ın Hacı Davut Efendi ile Hayrettin Efendi adlarında iki erkek evladı olup, davacılar ise Hacı Davut Efendi'nin erkek evlatlarıdır. Vakfedenin oğlu Hayrettin Efendi'nin sağ olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, gerekirse bu işlerden anlayan uzman bilirkişi de dinlenip ikmal edilecek tahkikat sonunda vakfiyede yukarıda niteliği açıklanan batın şartının varlığı tespit edildiği takdirde Hayrettin Efendi'nin sağ olup olmadığı saptanmalı, sağ olduğu takdirde Davut Efendi'nin çocukları olan davacıların, Hayrettin Efendi ölünceye kadar vakıftan yararlanamayacakları belirlenmeli; Hayrettin Efendi ölmüş ise veya vakfiyede batın şartının öngörülmediği yapılan bilirkişi incelemesi sonunda anlaşıldığı takdirde ise yukarıda açıklandığı gibi davacıların vakıf gelirinden yararlanma hakkı olan vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmelidir. Bu yönden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy