(634 S. K. m. 10) (743 S. K. m. 633)
Dava: Dava dilekçesinde izaleyi şüyu istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı Z. Karasulu ile B. Caferler Vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yargılama sırasındaki açıklamalar da dikkate alındığında, Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrası hükmüne dayalı, ana gayrimenkulün kat mülkiyetine çevrilmesi sureti ile bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsis edilmek üzere ortaklığın giderilmesine ilişkindir.
Ortaklığın giderilmesine ilişkin dava, ancak malikler arasında görülebilir. Davacı müteahhit her ne kadar sözleşme ile projeye göre bazı bağımsız bölümlerin mülkiyet vaadini almış ve başka bir mahkeme kararı ile bu bağımsız bölümlerin sözleşme gereği kendisine ait olacağına dair hüküm almış ise de; gayrimenkulde paydaşlık sıfatını iktisap etmemiştir.
Mahkemece Medeni Kanunun 633. maddesine dayanılarak, davacının tapuda pay sahibi olmamakla beraber bu konuda ilam olduğu gerekçesi ile malik sayılacağı ve bu suretle ortaklığın giderilmesi davasını açabileceği kabul edilmiş ise de, 633. maddede sözü edilen mahkeme ilamı, kişiyi malik kılan mahkeme kararı olup, arsa sahibi ile aralarındaki sözleşmeye göre inşa edilecek yapıda davacıya sözleşme gereği verilmesi gereken bağımsız bölümlerin tespitine ilişkin hüküm, bu nitelikte değildir. Anılan yasa maddesindeki mahkeme ilamından amaç, doğrudan tapuya tescili öngören bir ilam olup, davacıya ait bağımsız bölümleri tesbit eden mahkeme kararına dayanılarak tescilin sağlanamayacağı, bunun için, davacıya taşınmazdaki payın tescilini öngören bir karara gerek olduğu açıktır.
Bu nedenle ana gayrimenkulde paydaş olmayan kişinin açtığı ortaklığın giderilmesi davasına bakılarak Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca bağımsız bölümlerin adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy