(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece 2 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, raporlar alındıktan sonra hangi nedene dayandığı anlaşılmaz biçimde, davacının talebi üzerine ek rapor alınmıştır. Asıl raporlar ile ek rapor, orijinalinden fotokopisi çekilmiş, rakamlara ilişkin boş bırakılmış yerler el veya daktilo ile doldurulmuştur.
Her taşınmaz, kendine özgü nitelikleri taşımasına rağmen, başka bir taşınmazla ilgili olarak düzenlendiği, fotokopi olmasından anlaşılan raporun dava konusu taşınmazı inceleyip değerlendirdiği kabul edilemez. Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin (g) bendi, taşınmazın tüm niteliklerinin ayrı ayrı belirlenip, her birinin emsale ait olanları ile karşılaştırılmasını, üstün ve noksan niteliklerine göre değerin belirlenmesini öngörmüştür. Bu esaslara uygun olmayan raporlara göre hüküm kurulamaz.
Raporların bu nitelikleri, incelemenin yasada öngörülen biçimde, her bir taşınmazın emsal alınana göre üstün ve eksik yönleri ile karşılaştırmasını içermediği, bu suretle yasaya uygun bir değerlendirmenin yapılmadığı izlenimini vermektedir.
Dava konusu taşınmazların emsal alınan aynı semtteki (Yakacık) taşınmaza göre 5 kat daha değerli olduklarına dair üstün nitelikler ve inandırıcı öğeler yeterince açıklanmamış, taşınmazın bulunduğu semtin (emsalle aynı semt) zenginlerin rağbet ettiği bir yer oluşunun fiilen taşınmazın fiyatına ne suretle yansıdığı dahi açıklanmamıştır.
Taşınmazın zenginlerin rağbet ettiği bir çevrede yer alması, onun mutlaka emsalden değerli olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki böyle bir değerlendirme objektif olmaz. Çünkü, talepte bulunanların kendilerine has özellikleri dikkate alınmıştır. Zenginlerin, şehirden uzak ancak özel araç ile ulaşılabilen, yapılaşması yoğun olmayan bir semti tercih etmeleri keyfiyeti, yasanın öngördüğü objektif değerlendirme ölçülerine göre böyle bir taşınmazın emsalden değerli olmasını gerektirmez. Aynı semtte yeralan iki taşınmaz arasında beş misli değer farkı makul değildir. Mahkeme bu konuda müşahedesini de değerlendirerek bir sonuca ulaşmalıdır.
Mahkemece bilirkişi kurullarından bu hususları dikkate alan ve buna göre değerlendirme yapan ek raporlar alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy