(2942 S. K. m. 11) (3194 S. K. m. 18)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekili Av. Halide Yücel ile aleyhine temyiz olunan davacılar vekili Av. Hamdi Nail Göncüer geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Hükme esas alınan her iki bilirkişi raporunda dava konusu edilen 2 ve 22 parsellerin bitişik olmaları nedeniyle birlikte değerlendirildikleri belirtilmiş ve gerçekten her iki parsel aynı emsalle karşılaştırılıp aynı sonuç m2 değere ulaşılmış, ancak 22 parselin imar düzenlemesi gördüğü gerekçesiyle değerinden düzenleme ortaklık payı düşülmemiş, 2 parselde ise düşülmüştür.
1-Kamulaştırma bedel artırımı davalarında taşınmazlar bitişik de olsa ayrı ayrı değerlendirilir. Bazı hallerde birleştirilerek değerlendirme, kamulaştırmadan artan bölümler, yüzölçümü, imara elverişlilik ve yola cephe kazanma gibi hususlarda, bir parselin kazancı veya kaybı diğer parsele gerekmediği halde aktarıldığı için yanlış sonuçlara ulaşılır. Nitekim dava konusu 22 parsel, değerindeki olağanüstü artış nedeni olan tören alanına değil, Sivas Caddesine cepheli olduğu halde 2 parselle birlikte değerlendirilmesi sonucunda ona 2 parsel nitelikleri izafe edilip meydana cepheli kabul edilerek değerlendirilmiştir. Bu durumda her iki parselin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve birinin niteliğinin diğerine izafe edilmemesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
2-Her iki taşınmaza emsal alınan 116 parsel dava konusu taşınmazlara yakın mesafede olup dava konusu taşınmazların daha değerli oldukları kabul edilmiş ve emsalin 114.918.000 TL/m2 olan fiyatına karşılık dava konusu taşınmazlar 171.650.000 TL/m2 değerinde bulunmuştur.
Emsal ile dava konusu taşınmazlar arasındaki 60.000.000 TL. değer farkının ne suretle oluştuğu bilirkişi raporlarında açıklanmamıştır. Çok yüksek değerlere ulaşılan değerlendirmelerde mahkemece bilirkişilerin ayrıntılı rapor vermelerinin sağlanması her zamankinden daha fazla gerekli kabul edilmelidir. Bu değerlendirme biçimine ve varılan sonuca davalı vekili detaylı itirazlarda bulunmuş olmasına rağmen bilirkişilerden alınan ek raporlarda bunların tamamı karşılanmamıştır. Mahkemece bu raporlarla yetinilerek hüküm tesis edilmiş olması,
3-Davaya konu edilen 22 parselden düzenleme ortaklık payı düşülmemiştir. Buna gerekçe olarak da dava konusu taşınmazın bir bölümünün yola terkin edilmiş olduğu gösterilmektedir. Belediye Başkanlığının bu konuda muhtelif yazıları mevcut olmakla beraber 30.1.1997 tarihli yazıda dava konusu 22 parselin düzenleme görmediği belirtilmiş, düzenleme olarak tanımlanan işlemin ise uzun yıllar önce bu parsel üzerinde inşa edilen yapının belediye arsasına tecavüzü sonucu taşınmaz maliklerinin bunu telafi etmek ve trampa etmek üzere yola terk ettikleri bölüm olarak davalı savunmalarında yer almıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir arsanın imar sonucu oluşmuş bir parselle yapılan karşılaştırması sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payı düşülmemesi, ancak bu parselin de İmar Kanunu 18. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereği bir bölümünün düzenleme karşılığı yol, meydan, yeşil alan veya benzeri kamu hizmeti için tahsis edilen yerlere ayrılmış olması ile olanaklıdır. Bu işlemlerin yapılıp yapılmadığı ise hem Belediye İmar Müdürlüğü hem de Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılacak araştırma sonucunda kesin olarak saptanabilir. Bu araştırma yapılmadan birbirleri ile çelişik ifadeler içeren yazılara göre yorum yapılarak 22 parselden düzenleme ortaklık payının düşülmemiş olması,
4-Taraflara tefhim edilen kısa kararda, tebliğ edilen gerekçeli kararın aksine 2 parsel üzerindeki bina bedeline ayrıca hükmedilmesi suretiyle iki karar arasında çelişki yaratılmış olması, bu konuda 10.4.1992 gün ve 1991/7- 1992/4 sayılı tevhidi içtihat kararının gözetilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
5-Aynı taşınmazın aynı değerlendirme tarihi itibariyle değişik paydaşları tarafından açılan davalarda varılan sonuçlar güçlü delil olduğu kabul edildiğine göre, bu nitelikte olduğu anlaşılan aynı taşınmazlarla ilgili davaların birleştirilip birleştirilmeyeceği yönünde inceleme yapılmak üzere davalı vekili savunmalarında sözü edilen dosyaların dosyaya getirtilmemesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıdaki hususlar dikkate alınarak, tahkikat ikmal edildikten sonra, yukarıdaki esaslar dairesinde değerlendirme yapılmak ve özellikle fiyatlarda makul sonuçlara varılmak üzere bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı ve mahkemece bu raporlar, bozma ilamı ile karşılaştırılarak değerlendirildikten sonra hakimin, benzer kamulaştırmalarda varılan değerler de dikkate alınarak ve gerektiğinde bu değerlere uygun sonuçlar esas alınmak suretiyle adil, gerçeğe uygun abartılı olmayan bilirkişilerce dikkate alınmamış olabilecek objektif değerlendirme unsurlarına da yer veren kanaate dayalı bir hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 6.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy