(2942 S. K. m.13, 14, 25) (7201 S. K. m. 32)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1976da yapıldığı anlaşılan kamulaştırma sırasında dava konusu taşınmazların mülkiyetlerinin ihtilaflı bulunduğu, bu konudaki uyuşmazlığın 8.6.1994 ve 1.5.1995 tarihleri itibarı ile kesin hükümlerle sonuçlandırılıp taşınmazların davacılar adına tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece 8.6.1995 ve 13.7.1995 tarihlerinde açılan davaların taşınmaz mülkiyetlerinin davacılara intikal ettiği tarihten itibaren 30 gün içersinde açılmamış olduğu gerekçesi ile reddedilmiştir. Kamulaştırma Kanununda bu kanunla birlikte uygulanan mevzuat ve uygulamada, taşınmazı iktisap tarihi dava sukutu hak süresinin başlangıcı olarak alınmamıştır. Kamulaştırma Kanununun 13, 14 ve 25. maddeleri tebligatı öngörmüş olup, sukutu hak süreleri bu tebligattan, tebligat yapılmamış ise 24.6.1994 tarih ve 1993/3-1994/2 Sayılı Tevhidi İçtihat gereğince, varsa ferağdan itibaren başlar. Bu nedenle davanın bu gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Dosya içersinde davacıların murisi olduğu anlaşılan İsmail oğlu Mehmet G. adına çıkarılmış ve sebebi bildirilmemekle beraber İsmail G.a tevdi edilmiş bir tebligat mevcut ise de bu tebligatın kapsamı ve içeriği ile hangi sebeple muhatabına değil de İsmaile tebliğ edildiği ve bu sebeple usulüne uygun bir tebligat olup olmadığı anlaşılamamış olup, bu hususun mahkemece tahkik ve tespiti gerekir.
Tebligatın usulüne uygun olmadığı yapılan tahkikat sonucu anlaşıldığı takdirde mahkemece Tebligat Kanununun 32. maddesinin uygulanması bakımından (tebligat usulsüz olmakla beraber ona muttali olunmuş ve gereği yerine getirilmiş olması sebebiyle dikkate alınması gereken iyi niyet kuralları) davacıların murisi veya davacıların mal sahibi adına yatırılmış olması gereken kamulaştırma bedelini çekip çekmedikleri araştırılmalı, böyle bir bedelin çekilmediği (dosyadaki listeye göre bu bedel ihtilaflı tabiri konularak kimin adına yatırıldığı açıklanmamıştır) anlaşıldığı takdirde usulsüz bir tebligat sukutu hak süresinin başlangıcı olamayacağından davanın süresinde kabulü ile gerekli değerlendirmenin yapılması ve tahkikatın ikmal edilerek sonuca varılması gerekir.
Tüm bu hususlar incelenmeden davacıların taşınmazı iktisap tarihi itibariyle süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy